Siyaset, bireysel duyguların veya çocuksu tepkilerin değil, toplumsal sorumluluk ve uzlaşma sanatının icra edildiği bir alandır. "Küstüm oynamıyorum" yaklaşımı, siyasi olgunluğun önündeki en büyük engellerden biridir.

Siyaset Küsmek Değil, Çözüm Üretmektir

Siyaset, en basit tanımıyla insanları yönetme ve toplumsal sorunlara çözüm bulma sanatıdır. Bu süreç, doğası gereği çatışmayı, farklı fikirlerin çarpışmasını ve bazen de hayal kırıklıklarını içinde barındırır. Ancak modern demokrasilerde siyasetçinin veya seçmenin "küstüm, oynamıyorum" diyerek kenara çekilme lüksü yoktur. Çünkü siyasetin boş bıraktığı her alan, kaçınılmaz olarak başka bir güç odağı tarafından doldurulur.

Sorumluluk Bilinci ve Dayanıklılık
Siyaset sahnesine çıkan her aktör, temsil ettiği kitlenin çıkarlarını korumakla yükümlüdür. Kişisel hırslar, koltuk kavgaları veya beklenen sonucun alınamaması, bir siyasetçiyi küstürmemelidir. Aksine, siyaset bir maratondur; direnç ve süreklilik gerektirir. "Küstüm" diyen bir siyasetçi, sadece kendi kariyerine değil, kendisine umut bağlayan seçmenine de sırtını dönmüş olur.Siyaset bir "ibadet" ciddiyetiyle ele alınmalı ve toplumsal fayda her türlü kişisel kırgınlığın önünde tutulmalıdır.

Demokratik Katılımın Önemi
Sadece siyasetçiler için değil, seçmenler için de "küstüm" mantığı tehlikelidir. Seçim sonuçlarından veya mevcut yönetimden memnun olmayan seçmenin sandığa gitmemesi veya siyasetten tamamen soğuması, mevcut sorunların katlanarak artmasına neden olur. Demokrasi, katılım ile beslenir. Kırgınlık nedeniyle alanın terk edilmesi, otoriterleşmeye ve toplumsal taleplerin sahipsiz kalmasına kapı aralar. Seçim sonrası toplum üzerine yapılan değerlendirmeler, bu yılgınlığın ancak dayanışma ve yeniden örgütlenme ile aşılabileceğini vurgular.

Sonuç Olarak
Siyaset bir oyun bahçesi değil, memleket meselesidir. Küserek, vazgeçerek veya küçümseyerek hiçbir sorun çözülmez. Gerçek siyasetçi ve bilinçli vatandaş; eleştiren, talep eden ve şartlar ne kadar zor olursa olsun "buradayım" diyen kişidir. Türkiye’nin ve toplumun geleceği, küsenlerin değil, her koşulda taşın altına elini koyanların omuzlarında yükselecektir.

Unutmamalıyız ki: Siyasette boş bırakılan her koltuk, vazgeçilen her hak arayışı, toplumun aleyhine bir kayıptır.