AK Parti Seyhan İlçe Başkanlığı görevini davul zurna eşliğinde devralan Ali Coşkun için artık kutlama faslı geride kaldı. Şimdi herkesin merak ettiği asıl konu, yeni dönemde kimlerle yol yürüyeceği ve nasıl bir yönetim anlayışı ortaya koyacağıdır.

Devir teslim töreninde halay çekmek kolaydır. Zor olan; Seyhan’ın sokaklarında, mahallelerinde ve sandıklarında aynı uyumu gösterebilecek bir kadro kurmaktır.

Peki, Ali Coşkun’un oluşturacağı yeni yönetim bu siyasi halayı aynı ahenkle çekebilecek mi?

İlçe yönetimi için başvuruların tamamlandığı duyuruldu. Bazı programlarda yönetim kurulu üyelerinin Ali Coşkun’un yanında bulunduğu da görüldü. Ancak yeni yönetimin kimlerden oluştuğunu gösteren açık ve eksiksiz liste hâlâ kamuoyuyla paylaşılmış değil.

Bu sessizlik doğal olarak bazı soruları beraberinde getiriyor:

Liste henüz kesinleşmedi mi?

Genel Merkez’in onayı mı bekleniyor?

Yönetimde yer alacak isimler üzerinde bir uzlaşma mı aranıyor?

Yoksa parti içindeki dengeleri bozmadan bir kadro kurabilmek için ince hesaplar mı yapılıyor?

Bir başka önemli soru ise önceki İlçe Başkanı İbrahim Gökçedağ döneminde görev yapan yöneticilerin geleceğiyle ilgilidir.

Önceki yönetimde sahada çalışan, mahalleleri tanıyan, teşkilatla bağ kuran ve başarılı olduğu düşünülen isimlerden yararlanılacak mı? Yoksa yeni dönem denilerek geçmiş yönetimde görev alan herkesin üzeri bir kalemde çizilecek mi?

Elbette her yeni başkan kendi çalışma ekibini kurmak ister. Bu son derece doğaldır. Ancak “yenilik” adına kurumsal hafızayı tamamen yok saymak, siyasette ciddi bir hata olabilir.

Seyhan masa başından öğrenilecek bir ilçe değildir.

Hangi mahallenin hangi sorunu yaşadığını, hangi bölgede nasıl bir sosyal yapı bulunduğunu, vatandaşın teşkilata nerede yaklaştığını ve nerede uzaklaştığını bilmek gerekir. Bunun için yalnızca parti rozeti taşımak yetmez; sahada karşılık bulmak, teşkilatın dilini bilmek ve vatandaşın kapısını çalabilmek gerekir.

İbrahim Gökçedağ yönetiminde bu özellikleri taşıyan, çalışmalarıyla öne çıkan ve teşkilat tabanında karşılığı bulunan isimler varsa bunları yalnızca eski yönetimde görev yaptıkları için dışarıda bırakmak doğru olmaz.

Vefa ile yenilenme arasında makul bir denge kurulmalıdır.

Yeni yönetimde elbette yeni yüzler bulunabilir. Gençlere, kadınlara ve farklı meslek gruplarına yer açılması da önemlidir. Fakat Seyhan’ı tanımayan, mahallelerde karşılığı bulunmayan ve yalnızca belirli ilişkiler üzerinden listeye giren isimlerle güçlü bir teşkilat oluşturulamaz.

Çünkü siyaset, özgeçmişlerin yan yana getirilmesiyle değil; sahada birbirine güvenen insanların ortak mücadele vermesiyle yapılır.

Ali Coşkun’un önündeki temel tercih de burada ortaya çıkıyor:

Önceki dönemin tecrübeli ve sahada karşılığı bulunan isimleriyle yeni isimleri harmanlayan güçlü bir kadro mu kurulacak?

Yoksa geçmiş tamamen yok sayılarak Seyhan’ı yeterince tanımayan, mahallelerde hâkimiyeti bulunmayan bir yönetimle mi yola çıkılacak?

Davulun sesi uzaktan hoş gelebilir. Ancak siyasetin gerçek ritmi mahallede, sokakta ve sandıkta tutulur. Halayın başına geçmek kadar, o halayı bozmadan sonuna kadar götürebilmek de önemlidir.

Bu nedenle kamuoyunun beklentisi yalnızca isim listesinin açıklanması değildir. Yeni yönetimin hangi ölçütlerle oluşturulduğunun, kimlerin hangi sorumluluğu üstleneceğinin ve Seyhan için nasıl bir yol haritası izleneceğinin de anlatılması gerekir.

Ali Coşkun şeffaflık, istişare ve ortak akıl sözü verdi.

Şimdi bu sözlerin ilk sınavı yönetim listesinde verilecek.

Seyhan kamuoyu şu sorulara açık bir cevap bekliyor:

İbrahim Gökçedağ döneminde başarılı çalışmalar yapan yöneticilerden kimler yeni kadroda yer alacak?

Yeni yönetim belirlenirken teşkilat tecrübesi ve sahadaki karşılık mı esas alınacak, yoksa başka dengeler mi belirleyici olacak?

Ve en önemlisi:

Davul zurnayla devralınan Seyhan İlçe Başkanlığında kurulacak yeni yönetim, siyasi halayı gerçekten uyum içinde çekebilecek mi?