Seyhan Belediye Meclisi’nde görüşülen 2025 yılı Denetim Komisyonu Raporu, teknik bir inceleme metni olmanın çok ötesine geçerek siyasetin tam ortasına oturdu. Çünkü raporda dile getirilen tespitler kadar, bu tespitleri yapan isimlerin siyasi kimlikleri de dikkat çekiciydi.
Bir tarafta Cumhuriyet Halk Partisi meclis üyesi Murat Karatay, diğer tarafta Milliyetçi Hareket Partisi meclis üyesi Şehmuz Uçar… Yani farklı siyasi kulvarların temsilcileri. Ancak ortaya koydukları eleştirilerde garip bir ortaklık göze çarpıyor: Aynı firmalar, benzer alımlar, sınırlı rekabet, tekrar eden yükleniciler ve eksik belge tartışmaları.
Tam da bu noktada şu soru kendiliğinden beliriyor:
Bu kadar farklı siyasi görüşe sahip iki denetim üyesi, neden aynı başlıklarda buluşuyor?
Karatay’ın “rekabet zayıf kalıyor” vurgusu ile Uçar’ın “aynı firmaların tekrar eden işler alması” tespiti aslında aynı kapıya çıkıyor. Biri daha teknik bir dille, diğeri daha politik bir çerçevede ifade etse de tablo değişmiyor: Belediye ihale ve doğrudan temin süreçlerinde tartışmaya açık alanlar olduğu iddia ediliyor.
Daha da dikkat çekici olan ise Uçar’ın dile getirdiği “işlerin bölünerek doğrudan temin yöntemiyle yapılması” ve Karatay’ın altını çizdiği “firma çeşitliliğinin yetersizliği” tespitlerinin birbirini tamamlar nitelikte olması.
Bu durum ister istemez kamuoyunda şu algıyı güçlendiriyor:
Sorunlar kişisel veya partisel değil, yapısal olabilir mi?
Bu tartışmalar sürerken, meclis kulislerinde zaman zaman Destek Hizmetleri Müdürlüğü’nde görev yapan Hakan İkbal isminin de gündeme geldiği iddia ediliyor. Bazı meclis üyelerinin, yürütülen iş ve işlemler üzerinden bu ismin süreçlerdeki rolüne dair sorular yönelttiği ileri sürülürken, konuya ilişkin resmi ve net bir açıklamanın bulunmadığı da dikkat çekiyor. Kamuoyunda yer alan bazı söylemlerde ise farklı iddialar dile getirilse de, bu hususların doğrulanmış bilgiler olmadığı özellikle not düşülmeli.
İşin siyasal boyutu ise ayrı bir tartışma konusu. Normal şartlarda Cumhur İttifakı ve Millet İttifakı çizgisinde yer alan iki farklı siyasi yaklaşımın, aynı rapor başlıklarında kesişmesi, belediye yönetimi açısından “siyasi eleştiriden bağımsız teknik bir sorunlar listesi” görüntüsü de oluşturuyor.
Bu tablo, yerel yönetimlerde sıkça tartışılan bir gerçeği yeniden hatırlatıyor: İhale ve doğrudan temin süreçleri, siyasi kimliklerden bağımsız olarak en çok denetime açık alanların başında geliyor.
Sonuç olarak Seyhan’daki rapor tartışması bize şunu gösteriyor:
Siyaset farklı konuşabilir, ama rakamlar ve dosyalar çoğu zaman aynı gerçeği söyler.
Şimdi asıl kritik soru şu:
Bu tespitler sadece meclis tutanaklarında mı kalacak, yoksa yönetimsel bir dönüşümün başlangıcına mı dönüşecek?