Bir müzisyeni anlamak, çoğu zaman bir insanı anlamaktan daha fazlasını gerektirir. Çünkü müzisyenler dünyaya sadece gözleriyle değil, duygularıyla da bakarlar. Onların hissettikleri, düşündükleri ve yaşadıkları birçok insandan farklı derinlikler taşır. Bu yüzden sanatçılar çoğu zaman anlaşılması zor insanlar olarak görülür.
Müzik, bir müzisyen için yalnızca bir meslek değildir; aynı zamanda bir yaşam biçimi, bir ifade dili ve çoğu zaman ruhunun aynasıdır. İnsanların birkaç cümleyle anlatabildiği duyguları onlar bazen tek bir melodiyle anlatmaya çalışırlar. İçlerinde yaşadıkları sevinçleri, kırgınlıkları, özlemleri ve umutları notalara yüklerler. Bu nedenle bir müzisyenin ortaya koyduğu eser, aslında onun iç dünyasından kopup gelen bir parçadır.
Sanatçılar genellikle çok duygusal ve hassas insanlardır. Küçük bir sözden etkilenebilir, sıradan görünen bir olaydan ilham alabilirler. Birçok kişinin fark etmeden geçtiği ayrıntılar, onların zihninde ve kalbinde büyük anlamlar oluşturabilir. Bu hassasiyet bazen onları güçlü kılar, bazen de kırılgan hale getirir.
Çünkü derin hisseden insanlar, hayatın güzelliklerini de acılarını da aynı yoğunlukla yaşarlar.
Bu yüzden bir müzisyeni anlamak her zaman kolay değildir. Kimi zaman sessizleşirler, kimi zaman kendi düşüncelerine dalarlar. Kalabalıklar içinde bile yalnız kalmayı tercih edebilirler. Bu durum dışarıdan bakıldığında garip karşılanabilir.
Oysa onların sessizliği çoğu zaman bir düşüncenin, bir duygunun ya da yeni doğmakta olan bir eserin iç yolculuğudur.
Toplumda sanatçılar hakkında sıkça "farklı insanlar" oldukları söylenir.
Gerçekten de müzisyenlerin kendilerine özgü dünyaları vardır. Çünkü onlar hayatı sadece olduğu gibi değil, hissettirdikleriyle birlikte yaşarlar. Bir yağmur sesi, eski bir fotoğraf, unutulmuş bir anı ya da kısa bir bakış bile onların ruhunda uzun süre iz bırakabilir.
Müzisyenlerin en dikkat çekici özelliklerinden biri de dürüstlüğe verdikleri önemdir. Elbette her insan gibi her müzisyenin karakteri farklıdır; ancak sanatla iç içe yaşayan birçok insan için samimiyet ve içtenlik vazgeçilmez değerlerdir.
Çünkü müzik, yapaylıktan çok gerçeği besler. Bir müzisyen duygularını saklayabilir ama hissetmediği bir şeyi uzun süre taşıyamaz. Bu nedenle dürüstlük ve güven, onların en hassas noktalarından biridir.
Bir müzisyene karşı sürekli şüpheyle yaklaşmak, onun samimiyetini sorgulamak ya da içtenliğini küçümsemek derin yaralar açabilir. Çünkü sanatçı ruhu, güven duygusuyla beslenir. Karşısındaki insandan önce dürüstlük, sonra anlayış bekler.
Duygularını müziğine emanet eden bir insan için güven kaybı, çoğu zaman sıradan bir kırgınlıktan daha büyük anlam taşır.
Belki de müzisyenleri diğer insanlardan ayıran en önemli özelliklerden biri budur: Duygularıyla ve vicdanlarıyla kurdukları güçlü bağ. Onlar çoğu zaman hayatı olduğu gibi yaşamaktan çok, olduğu gibi hissetmeye çalışırlar. Bu yüzden doğruluk, samimiyet ve güven onlar için yalnızca birer kavram değil, yaşamlarının temel taşlarıdır.
Günümüzde birçok insan hızla yaşayıp hızla tüketirken, sanatçılar hâlâ duyguların peşinden gitmeye devam ediyor. Belki bu yüzden bazen anlaşılmıyorlar, bazen de yalnız kalıyorlar. Ancak insan ruhuna dokunan eserlerin arkasında da işte bu derin duyarlılık yatıyor.
Sonuç olarak bir müzisyeni anlamak, onun yaptığı müziği dinlemekten çok daha fazlasıdır. Onun hayata bakışını, hassasiyetlerini, sessizliklerini, dürüstlüğe verdiği değeri ve duygularını anlayabilmektir. Çünkü müzisyenler sadece nota üreten insanlar değil; hayatın görünmeyen taraflarını hisseden, insan ruhunun derinliklerine dokunabilen özel insanlardır.
Onları anlamak zor olabilir, fakat anlaşıldıklarında insana hayatın en samimi ve en gerçek duygularını gösterirler.
sevgi ve saygılarımla..