Eskiden hırsızlık denince akla gecenin karanlığında kırılan kapılar, boşaltılan kasalar gelirdi. Bugün ise toplumun en büyük kaybı çoğu zaman cebimizden değil, güvenimizden çalınıyor.
Vergisini düzenli ödeyen, emeğiyle geçinen milyonlarca insanın ortak beklentisi çok basit: Adalet. Çünkü adaletin olmadığı yerde güven, güvenin olmadığı yerde ise huzur olmaz. Son yıllarda gündeme gelen yolsuzluk dosyaları, usulsüzlük iddiaları ve kamuoyunda geniş yankı uyandıran soruşturmalar, hangi kesimden olursa olsun vatandaşın zihninde aynı soruyu bırakıyor: 'Kime güveneceğiz?' En güvenilenler listesinin başlarındaki insanların foyaları ortaya çıktıkça,balon misali söndükçe bu liste bir tür utanç listesine dönüşüyor. Öyle bir maskeli baloda yaşıyoruz ki: “En güvenilir” ile “en güvenilmez” arasında belirsiz ve bulanık bir çizgi var.İşte Haluk LEVENT ve halkın gayretleriyle çakma bir ‘’Robinhood’’ öyküsüne dönen AHBAP derneğinin yere düşen maskesinin ardındaki yüz de tam olarak bu.Kumar,bahis,faiz oyunları,borsa düzenbazlığı…Ne ararsan var.
İnsanlar bağış yaparken de vergi öderken de aynı duyguyla hareket eder: 'Emanetim doğru yerde mi?'
Elbette bir hukuk devletinde suçun varlığına mahkemeler karar verir. Ancak soruşturmaların varlığı bile şeffaflık ve hesap verebilirliğin ne kadar hayati olduğunu göstermeye yetiyor.
Asıl tehlike ise yalnızca para kaybı değildir. Asıl kayıp, insanların birbirine olan inancını yitirmesidir. Bir vatandaş, yaptığı bağışın yerine ulaşıp ulaşmadığını sorgulamaya başlıyorsa; ödediği verginin doğru kullanıldığına inanmıyorsa; dürüst insanların da sürekli şüphe altında kaldığı bir düzen oluşuyorsa, işte o zaman gerçek zarar ortaya çıkmıştır.
“Milli hırsızlık” dediğim tam da budur. Bu, yalnızca kasadan eksilen para değildir. Gelecekten çalınan umut, gençlerden çalınan güven, emekliden çalınan refah, öğrenciden çalınan fırsat ve toplumdan çalınan adalet duygusudur.
Kim olursa olsun, hangi makamda bulunursa bulunsun, hangi görüşü savunursa savunsun; kamu gücünü kullanan da, bağış toplayan da, yöneticilik yapan da aynı ölçüde hesap verebilmelidir. Çünkü güven, sözle değil denetimle korunur.