“Ekranlarda ne varsa, biraz da tercihlerimizin yansımasıdır.”
Televizyon ekranına her baktığımda aynı soruyu soruyorum: Bu yayınlar gerçekten bize ne kazandırıyor?
Bir zamanlar ailece izlenen, bilgi veren, düşündüren ve kültürel değerlerimizi yaşatan programlar ekranlarda daha fazla yer bulurken bugün birçok yapımın tek hedefinin dikkat çekmek ve reyting toplamak olduğu hissine kapılıyorum. Ne kadar tartışma, ne kadar kavga, ne kadar magazin ve ne kadar sansasyon varsa ekranlarda kendine yer buluyor. Oysa toplumun ihtiyacı olan şey gürültü değil, nitelikli içerik…
İşte tam bu noktada RTÜK’ün varlığı önem kazanıyor. Çünkü yayıncılık, tamamen başıboş bırakılabilecek bir alan olmamalı. Milyonlarca insanın izlediği ekranlarda verilen mesajların toplum üzerinde etkisi var. Çocukların, gençlerin ve ailelerin maruz kaldığı içeriklerin belirli sınırlar içinde kalması gerekiyor. RTÜK’ün görevi de tam olarak bu: Kamu yararını korumak ve yayıncılık ilkelerinin uygulanmasını sağlamak.
Ancak benim asıl eleştirim yalnızca yayıncılara değil. Bugün birçok kişi televizyon programlarının seviyesinden şikâyet ediyor ama aynı programları izlemeye devam ediyor. Bir yandan “Bu kadarına da pes” derken diğer yandan uzaktan kumanda ile kanal değiştirme zahmetine girmiyoruz. Oysa kötü yayınların en büyük destekçisi bazen farkında olmadan onları izleyen seyircinin kendisi oluyor.
Televizyon kanalları reytingin peşinden gider. Eğer toplum olarak seviyeli, eğitici ve kaliteli programları tercih etmezsek; ekranlarda kavganın, dedikodunun ve sığ içeriklerin çoğalmasına da şaşırmamalıyız. Çünkü talep varsa akabinde arz da olacak illaki.
Bence mesele sadece RTÜK’ün ne yaptığı değil, bizim neyi izlemeyi tercih ettiğimizdir. Bilinçli izleyici olmak, yayınları sorgulamak ve zararlı gördüğümüz içeriklere prim vermemek bir vatandaşlık sorumluluğudur. Uzaktan kumanda küçük bir araç gibi görünse de aslında televizyon dünyasını şekillendiren en güçlü araçlardan biridir.
Daha kaliteli bir medya ortamı istiyorsak önce ekranları değil, tercihlerimizi değiştirmeliyiz. RTÜK denetler, kurallar koyar ve gerektiğinde yaptırım uygular. Fakat ekranların gerçek sahibi izleyicidir. Bizler neyi ödüllendirirsek televizyon da zamanla ona dönüşür.