Adana peş peşe sallanıyor. Asıl mesele depremden sonra ne yaptığımız değil; deprem gelmeden önce ne yapabildiğimiz.
Adana pazar günü yine sallandı. Hem de öyle bir kez sallanıp geçmedi. Saimbeyli'de saat 14.19'da 4,8 büyüklüğünde bir deprem meydana geldi. Daha “Geçmiş olsun” mesajları paylaşılırken, 17 dakika sonra bu kez 4,9'luk bir sarsıntı geldi. Saat 14.43'te ise 5,2…
Akşam saatlerinde 4,3 büyüklüğünde bir deprem daha kaydedildi.
Birbiri ardına gelen deprem fırtınaları ister istemez aynı soruyu yeniden akıllara getirdi:
Ya daha büyüğü olursa?
Doğrusu bu soruya yabancı değiliz. 6 Şubat 2023'ten sonra Türkiye'nin hiçbir yerinde yabancı olmamamız gerekir zaten.
Adana, Kahramanmaraş merkezli depremlerin merkez üssü değildi. Ama kentte 13 bina yıkıldı, 418 insan hayatını kaybetti, 1.700'den fazla insan yaralandı.
Aradan üç yıldan fazla zaman geçti.
Depremin hemen ardından çok şey söyledik. “Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak” dedik. Riskli yapıların tespitinden kentsel dönüşüme, yapı denetiminden zemin etütlerine kadar pek çok başlık tartışıldı.Sonra hayat devam etti.Aslında mesele biraz da burada başlıyor.
Çünkü bizim depremle ilişkimiz ne yazık ki çoğu zaman sarsıntının şiddetiyle doğru orantılı. Deprem büyükse günlerce konuşuyoruz. Küçükse birkaç saat. Bir süre sonra korku azalıyor, gündem değişiyor ve eski binaların önünden yine hiçbir şey yokmuş gibi geçmeye başlıyoruz.
Oysa o binalar orada duruyor.Zira, Adana'da hiçbir şey yapılmadığını söylemek de doğru değil. Deprem sonrasında binlerce afet konutu yapıldı. 2026 yılı itibarıyla 13 bin 429 bağımsız bölümün ihalesi tamamlandı, 12 bin 73 konut hak sahiplerine teslim edildi. Ağır hasarlı yapıların önemli bölümü yıkıldı. Farklı bölgelerde kentsel dönüşüm projeleri de yürütülüyor.Bunlar önemli çalışmalar.
Ancak burada iki kavramı birbirinden ayırmamız gerekiyor: Depremin yaralarını sarmak ve bir sonraki depreme hazırlanmak.
Birincisinde önemli mesafe alınabilir. İkincisinde ise ölçümüz çok daha farklı olmalı.
Çünkü bir kentin depreme hazırlığını yalnızca depremden sonra yaptığı konutların sayısıyla ölçülemez. Asıl soru şu: Bugün Adana'da, olası bir depremde risk oluşturabilecek kaç bina var ve bunların kaçı dönüştürüldü?
İşte vatandaşın bilmek istediği de bu.
Kentsel dönüşüm öncelikle bir gayrimenkul meselesi değil, öncelikli bir can güvenliği meselesidir
Depremler olduktan,iş işten geçtikten sonra dönüşmeye çalışmak çok geç olabilir.