Bazı ölümler vardır.

Bir ölüm tutanağına birkaç satırla sığdırılır.

Bir hastane kaydı tutulur.

Bir soruşturma açılır.

Belgeler incelenir.

Tanıklar dinlenir.

Ve sonunda dosyanın üzerine o kelime yazılır:

Takipsizlik.

Sonra hayat devam eder.

Ama bazen hayat devam ederken, dosyanın içinde bir şey yaşamaya devam eder:

Şüphe.

Kaşif Kozinoğlu dosyası bugün tam da o şüphenin yeniden zihinde canlanmış hali.

12 Kasım 2011...

Eski MİT görevlisi Kaşif Kozinoğlu, Odatv soruşturması kapsamında tutuklu bulunduğu Silivri Cezaevi'nde rahatsızlandı ve hastaneye sevk edildi. Hayatını kaybetti. Kalp krizi dediler.

İlk soruşturma 2012 yılında takipsizlik kararıyla sonuçlandı. O dönemde kamera kayıtları, tıbbi belgeler ve çeşitli tanık ifadeleri incelendi.

Dosya kapandı. Lakin baştan aşağı şüphe kokan bir vaka idi.

Fakat 15 yıl sonra aynı dosyanın kapağı yeniden açıldı.

26 Ağustos 2026'da takipsizlik kararı kaldırıldı.

Yeni bir soruşturma ekibi oluşturuldu.

Cezaevinde o tarihte görev yapan kişiler hakkında adli işlemler başlatıldı.

Ve daha sonra Kozinoğlu'nun mezarı açıldı.

İnsan ister istemez soruyor:

15 yıl önce kapanan bir dosyada bugün ne değişti?

Mesele sadece Kaşif Kozinoğlu'nun nasıl öldüğü değil,

Mesele, 2011'de yaşanan bir olayın 2026'da neden yeniden soruşturma konusu olduğudur.Değişen ne oldu? ‘’ Adalet geç de olsa tecelli eder’’ tesellisi 15 yıllık gecikmeyi tolere edebilecek mi?