Kar Tanesi Büyüyüp Çığa Dönüşecek
Türkiye bugün önemli bir yol ayrımından geçmektedir. Ekonomik sorunlardan adalete, eğitimden çalışma yaşamına, demokrasiden toplumsal barışa kadar birçok alanda ciddi sorunlarla karşı karşıyayız. Bu sorunların aşılması, yalnızca iktidarların değişmesiyle değil; siyaset anlayışımızın, örgütlenme biçimimizin ve toplumla kurduğumuz ilişkinin de yenilenmesiyle mümkündür.
Tam da bu nedenle sosyal demokratların önünde tarihsel bir sorumluluk bulunmaktadır.
Bu sorumluluğu gerçek anlamıyla yerine getirmek istiyorsak, öncelikle alışılmış düşünce kalıplarımızı ve siyaset yapma biçimlerimizi sorgulamalıyız. Geçmişin alışkanlıklarına tutunarak geleceği kuramayız. En büyük tehlike, bugün kararlı davranmayarak yarının sorunlarını daha da ağırlaştırmaktır.
Başkalarını suçlayarak, sistemi eleştirmenin ötesine geçemeyerek, bütün sorumluluğu başkalarına yükleyerek ve kendi eksiklerimizi görmezden gelerek siyaset yapamayız. Sosyal demokrasi, her şeyden önce kendi sorumluluğunu üstlenme, çözüm üretme ve toplumun umudunu büyütme siyasetidir.
Yepyeni Bir Türkiye Mümkündür
Bütün yurttaşlarımızın kendi olanakları ve sorumlulukları ölçüsünde ülkenin geleceğine katkı vermesi halinde çok farklı bir Türkiye'nin ortaya çıkacağına inanıyorum.Demokrasiyi, özgürlüğü, barışı, adaleti ve refahı yalnızca belirli kesimlerin değil, toplumun tamamının yaşadığı ve paylaştığı güçlü bir Türkiye mümkündür.
Böyle bir Türkiye;
• Hukukun üstünlüğünün egemen olduğu,
• İnsan hak ve özgürlüklerinin güvence altında bulunduğu,
• Emeğin değer gördüğü,
• Gençlerin geleceğe umutla baktığı,
• Kadınların eşit yurttaşlar olarak yaşamın her alanında güçlü biçimde yer aldığı,
• Çocukların nitelikli eğitime eşit koşullarda ulaşabildiği,
• Üretenin, çalışanının ve alın terinin korunduğu,
• Küçük ve orta ölçekli işletmelerin desteklendiği,
• Bilimin, aklın ve liyakatin esas alındığı,
• Cumhuriyetin kazanımlarının demokrasi ve özgürlüklerle güçlendirildiği bir Türkiye'dir.
Sosyal demokrasinin temel amacı da tam olarak budur: Özgür bireylerden oluşan, sosyal adaleti güçlü, demokratik ve dayanışmacı bir toplum yaratmak.
Siyasetin Merkezinde Özgür Birey
Siyasi partiler yalnızca seçim dönemlerinde çalışan örgütler değildir. Bir siyasi parti, toplumun farklı kesimlerinin düşüncelerini siyasete taşıyan, yurttaşların karar süreçlerine katılmasını sağlayan demokratik yapılardır.Parti üyeliğini yalnızca profesyonel siyasetçilerin alanı olmaktan çıkarmalıyız.
Siyasi yaşamda; özgür birey olarak siyaset yapan üyeye yer açmalıyız. Özellikle özgür bireyin parti içindeki varlığını güçlendirmek zorundayız.
Çünkü sosyal demokrasi, bireyi örgütün içinde eriten değil; düşünen, sorgulayan, eleştiren ve özgür iradesiyle katkı sunan yurttaşı siyasetin öznesi kabul eder.
Gençler ve Kadınlar Olmadan Gelecek Kurulamaz
Bugün siyasi yapılarda gençlerin ve kadınların yeterince temsil edilmemesi, yalnızca örgütsel bir eksiklik değildir. Bu durum aynı zamanda siyasetin toplumun değişen yapısını yeterince yansıtamadığını göstermektedir.
Yaşlanan siyasi kadrolarımızın deneyiminden yararlanırken, yeni kuşakların enerjisine, bilgisine ve yaratıcılığına daha fazla alan açmalıyız.
Gençler siyasetin geleceği değil, bugünün öznesidir. Kadınlar siyasetin destekçisi değil, eşit kurucu ortaklarıdır.
Bu nedenle sosyal demokrat bir parti;
• Gençlere,
• Kadınlara,
• Çalışanlara,
• Emekçilere,
• Emeklilere,
• Çiftçilere,
• Esnafa,
• Küçük ve orta ölçekli iş insanlarına,
• Meslek örgütlerine,
• Akademisyenlere,
• Bilim insanlarına,
• Sanatçılara,
• Engellilere,
• Toplumun farklı sosyal ve kültürel kesimlerine ulaşan ve onların sorunlarını doğrudan siyasetin gündemine taşıyan bir örgütlenme modeline sahip olmalıdır.
Siyaset halktan uzaklaştıkça etkisini kaybeder. Halkın içine girdikçe, insanların gerçek sorunlarına dokundukça güç kazanır.
Bu nedenle politikamızın temel yöntemi:
Yakından uzağa, bilinenden bilinmeyene, somut sorunlardan genel çözümlere doğru ilerlemek olmalıdır.
Yenilenme, Dirilme ve Toparlanma
Bugün sosyal demokrat tabanda önemli bir beklenti vardır:
Yenilenme, dirilme, silkinme ve toparlanma.
İnsanlar artık yalnızca eleştiren değil, çözüm öneren; yalnızca geçmişi anlatan değil, geleceği kuran; yalnızca seçim dönemlerinde ortaya çıkan değil, toplumun her gün yanında olan bir siyasi anlayış istemektedir.
Sağduyulu, özgür ve sorumluluk sahibi yurttaşların siyasal sürece daha fazla katıldığı bir yapı oluşturmalıyız.
Yeni kuşakların, gençlerin, kadınların ve bilgisine güvenen, özgüveni yüksek insanların sesi daha fazla duyulmalıdır.
Sosyal demokrat siyaset, farklı düşüncelerin bir arada yaşayabildiği demokratik bir kültür yaratabilmelidir.
Dışlayıcı Değil, Birleştirici Bir Siyaset
Sosyal demokrat ilkelerle bağdaşmayan; dışlayıcılık, suçlayıcılık, karalayıcılık ve insanların kişiliğini hedef alan siyasal üslup partimize güç kazandırmaz. Tam tersine zaman, enerji ve güven kaybına neden olur.
Siyasette eleştiri elbette olacaktır. Ancak eleştiri kişileri yok etmeye değil, düşünceleri ve politikaları geliştirmeye hizmet etmelidir.Birbirimizi tüketerek değil, ortak hedefler etrafında birleşerek güçlenebiliriz.
Çünkü Türkiye'nin ihtiyacı yeni ayrışmalar değil, demokratik değerler temelinde yeni bir toplumsal dayanışmadır.
“Partiyi yönetmek ülkeyi yönetmekten daha zor” denildiğinde, belki de bu zorluğun önemli bir nedeni burada yatmaktadır: Aynı hedefe yürüyen insanların birbirlerini rakip olarak görmek yerine, farklılıklarını demokratik zenginlik kabul etmeyi öğrenmeleri gerekir.
Güven Veren Bir Sosyal Demokrat Alternatif
Bir sosyal demokrat partinin oylarını artırmasının yolu yalnızca seçim dönemlerinde daha fazla oy istemekten geçmez.Vatandaş önce şuna inanmalıdır:
“Bu parti ülkeyi yönetebilir.”
Bunun için sosyal demokratların;
• Sorunları doğru teşhis ettiğini,
• Çözüm üretebildiğini,
• Cumhuriyetin kazanımlarını koruyacağını,
• Hukuk devletini güçlendireceğini,
• Laik ve demokratik Cumhuriyet'i geliştireceğini,
• Emeğin ve alın terinin yanında duracağını,
• Ekonomik bağımsızlığı ve sosyal adaleti savunacağını,
• Bilimsel, akılcı ve çağdaş bir yönetim anlayışını benimseyeceğini,
• Türkiye'nin ulusal çıkarlarını demokratik ve barışçıl bir dış politika ile koruyacağını topluma açık, anlaşılır ve güven veren bir biçimde anlatması gerekir.
Devamı yarın.