Bazen insan yaşadığı ülkeye bakıyor ve ne hissedeceğini bilemiyor.
Kızgın mı olmalı, üzgün mü, yoksa artık hiçbir şeye şaşırmamayı mı öğrenmeli?
Sabah başka bir gündemle uyanıyor, akşam bambaşka bir tartışmayla günü bitiriyoruz. Geçim derdi, adalet tartışmaları, eğitimde bitmeyen sorunlar, gençlerin gelecek kaygısı, emeklinin ay sonunu getirme telaşı… Herkes bir şeylerden şikâyetçi ama kimsenin şikâyet edecek hâli bile kalmamış gibi.
En kötüsü de bu belki. İnsanların yoksullaşmasından daha ağır olan, umutlarının yoksullaşması gibi geliyor bana,çaresizlik ne kötü…
Bir zamanlar gençlere “Büyüyünce ne olacaksın?” diye sorulurdu. Şimdi sanki soru değişti:
“Büyüyünce burada kalacak mısın?”
Bir ülke için bundan daha acı bir soru olabilir mi?
Üniversiteyi bitiren genç iş bulabilecek mi diye düşünüyor. İş bulan aldığı maaşla yaşayabilecek mi diye hesaplıyor. Evlenmek isteyen düğünü değil kirayı düşünüyor. Çocuk sahibi olmak isteyen önce bezin, mamanın, okulun ,belki de bakıcının hesabını yapıyor. Yıllarca çalışmış emekli ise huzurlu bir hayat sürmek yerine markette etiket karıştırıyor.Ve bütün bunların arasında siyaset kendi kavgasını sürdürüyor.
Ama vatandaşın hayatında değişen pek bir şey yok.
Çünkü bu ülkenin artık yeni tartışmalardan çok yeni bir duyguyu hatırlamaya ihtiyacı var:
Umut etmeyi.
Kolay değil. Çünkü umut, güzel cümlelerle kurulmaz. Meydanlarda verilen sözlerle hiç kurulmaz.
Umut; adaletin gerçekten herkese eşit olduğuna inanabilmesi,
Umut; çocuğunu okutan bir annenin “Acaba torpil bulabilecek miyiz?” diye düşünmemesi,
Umut; çalışan insanın emeğinin karşılığını alacağını bilmesi,
Umut; sınava hazırlanan bir gencin yıllar sonra başka ülkelerin sokaklarında kendine gelecek aramak zorunda kalmaması,
Umut; yanlış yapanın kim olduğuna değil, ne yaptığına bakılan bir ülke hayali kurulmasıdır.
Kim bilir…Belki bugün göremiyoruz.Belki sisin arkasında.Belki gerçekten ta uzakta.
Ama orada bir umut var.
Bir çocuğun gözlerinde, bir gencin hayallerinde, hâlâ işini düzgün yapmaya çalışan insanların vicdanında…
Ve bazen bir ülkenin yeniden başlayabilmesi için gereken tek şey budur:
Uzakta da olsa, gidecek bir ışığın hâlâ var olduğunu bilmek.