Bir zamanlar uluslararası zirvelerde sadece dinleyen, alınan kararları uygulamakla yetinen ülkeler vardı. Bugün ise kararların alınmasında söz sahibi olan ülkeler var. Türkiye, bana göre artık ikinci kategoride yer alıyor.

NATO zirvesinin Türkiye'de düzenlenmesi yalnızca diplomatik bir organizasyon değildir. Bu, aynı zamanda dünyanın Türkiye'ye verdiği stratejik önemin de bir göstergesidir. Çünkü uluslararası ilişkilerde hiçbir ülkeye sadece nezaketen böyle sorumluluklar verilmez. Güç, güven ve jeopolitik önem bir araya geldiğinde masanın ev sahibi oluyorsunuz.

Türkiye'nin son yıllarda izlediği dış politika zaman zaman içeride ve dışarıda eleştirildi. Ancak kabul etmek gerekir ki Karadeniz'den Akdeniz'e, Kafkasya'dan Orta Doğu'ya kadar uzanan geniş coğrafyada Ankara'nın görüşü artık göz ardı edilemiyor. Tahıl koridorundan esir takaslarına, terörle mücadeleden enerji güvenliğine kadar birçok başlıkta Türkiye, sadece konuşan değil çözüm üreten aktörlerden biri haline geldi.

Elbette bölgesel güç olmak yalnızca askeri kapasiteyle ölçülmez. Ekonomi, teknoloji, diplomasi, savunma sanayii ve kriz yönetimi de bu tanımın ayrılmaz parçalarıdır. Türkiye'nin yerli savunma sanayiinde attığı adımlar, insansız hava araçları başta olmak üzere birçok alanda uluslararası ilgi uyandırdı. Bu durum, diplomatik masadaki ağırlığımızı da giderek artırdı.

Şahsi kanaatim; dünyanın güç dengeleri yeniden şekillenirken Türkiye artık sadece bulunduğu coğrafyanın değil, küresel siyasetin de önemli oyuncularından biri olma yolunda ilerliyor. Bunun kalıcı olabilmesi ise içeride güçlü bir ekonomi, sağlam hukuk sistemi, nitelikli eğitim ve toplumsal birliktelikle mümkün.

NATO zirvesi, Türkiye'nin geldiği noktayı gösteren önemli bir vitrindir. Ancak vitrin tek başına yeterli değildir; önemli olan içeriyi de aynı ölçüde güçlendirebilmektir.

Bugün Ankara'da kurulan her diplomatik masa, aslında Türkiye'nin uluslararası sistemdeki ağırlığının bir yansımasıdır. Eskiden büyük güçlerin kararlarını uzaktan takip eden bir ülke görüntüsü vardı. Bugün ise kararların şekillendiği masalarda söz alan, zaman zaman denge kuran, kimi zaman da uzlaşı sağlayan bir Türkiye var.

Dün masaya davet edilen bir Türkiye vardı.
Bugün ise masayı kuran bir Türkiye var!
Yarın ise o masada yazılan tarihin en güçlü sayfalarından birinde Türkiye'nin imzasını görmek, hepimizin ortak dileği olmalıdır.