En çok o zaman, bir kitabı elinizden çıkarıp bilinmeyen bir yere bırakma kararı verdiğinizde duyarsınız bu sesi.
Beni bu güzel yuvamdan koparıp hangi ayaza, hangi hoyratlığa terk ediyorsun diye feryat figân, Okurunu bulmuş, kütüphanesine yerleşmiş bir kitaptan daha mutlusu yoktur ve bu mutluluk gece gündüz evin duvarları arasında görünmez bir kelebek gibi uçar durur.
Kitaplı bir evi kitaplıksız evden farklı kılan bu müziktir de nice paslı kulak, bu sesi hiç duymaz, burnundan konuşur, tozdan kokudan dem vurur. Ayrılığın büyük acısını mı merak ediyorsun? Kitaplığından, çantandan bir kitap çıkar, onu sokağa bırak.
Kavuşmanın 'Samanyolunda' kaybolmak mı diliyorsun; sevdiğin bir kitaba dokun, ona sıkıca sarıl, kitaplığının rafına yerleştir. Ortada sanki çok kaliteli bir müzik seti varmışçasına düğmeleri hafifçe çevir, o müziği, o sesi hem kulağınla hem yüreğinle dinle... perdelerin salınışına göz at, çiçeklerin saksılarda semâ edişini huşü edişini seyret...
Kitapların sesinin cennetinde kaybol... Zor mu bir kitabın, evde bir kitaplık korosunun sesini duymak, duyabilmek...
Her biri başka başka dillerde, başka başka ülkelerde, farklı farklı Edebiyatçının kalemleriyle can bulmuş bu varlıklar , hiç girmediğiniz denizlerin rüzgarını, kıyısında, sahilinde yürümediğimiz; yalan rüyâların kıyısındaki med cezirler; âlemleri âlemlere ekleyerek, çok bildiğimiz bir senfoniye dönüştürecekler ve dünyanın ve insanların ne denli zenginliklerle dolu olduğunu ifade edecekler.
Konuşmayan kitap, ses vermeyen kiaplık, ölüme mahküm edilmiş ülke gibi , sokağında yağmur suları değil, yok edici sel felâket selleri akacaktır. Seller, düşler, sokaklar ve de kitaplar, kitaplıklar... Son söz; Pirimiz HACI BEKTAŞ- I VELİ atamızdan: Okunacak en büyük kitap İNSANDIR"