Türk sanat müziği denince akla gelen en önemli isimlerden biri Sadettin Kaynak’tır. 15 Nisan 1893’te İstanbul Fatih’te doğan Kaynak, küçük yaşta Kur’an’ı ezberleyerek hafız oldu ve müziğe yöneldi. Darüşşafaka’da Kazım Uz’dan nota ve usul eğitimi aldı, Şeyh Cemal Efendi’den ilahi ve fasıl dersleri alarak kendini geliştirdi. I. Dünya Savaşı sırasında askerlik görevini Diyarbakır, Mardin, Elazığ ve Harput’ta yaptı ve Cumhuriyet’in ilk yıllarında askeri gemilerde katip olarak çalıştı.
1926’da hüzzam makamındaki “Hicran-ı Elem” adlı ilk bestesini kaleme alan Kaynak, Berlin, Viyana, Paris ve Milano’da müzik çalışmaları yaptı. 1928’de Yavuz Sultan Camisi’nin başimamı oldu, ancak bestekâr ve icracı kimliği ön plana çıktığında imamlık görevinden istifa ederek müziğe tamamen yöneldi.
Kaynak, binden fazla eser bestelemiş ve Türk sanat müziğinde kendine özgü bir form geliştirmiştir. Halk müziğinin uzun havaları, hoyrat ezgileri ve klasik makamları ustalıkla harmanlamış, Yunus Emre, Karacaoğlan ve Erzurumlu Emrah gibi ozanların şiirlerini eserlerine taşımıştır. “Çile Bülbülüm Çile”, “Enginde Yavaş Yavaş”, “Gönül Nedir Bilene Gönül Veresim Gelir”, “Leyla Bir Özge Candır”, “Tel Tel Taradım” gibi besteleri bugün hâlâ Türk sanat müziği repertuvarının vazgeçilmez parçalarıdır.
Sadettin Kaynak, aynı zamanda ezanı Türkçe seslendiren ilk kişi ve İstiklal Marşı’nı besteleyenler arasında yer aldı. Dönemin büyük sesleri Münir Nurettin Selçuk, Müzeyyen Senar, Safiye Ayla, Hamiyet Yüceses, Şükran Özer ve Mualla Mukadder onun eserlerini yorumlayarak ölümsüzleştirdi.
3 Şubat 1961’de vefat eden Sadettin Kaynak, geride sadece çok sayıda eser değil, Türk sanat müziğinin hafızasını ve duygusal coğrafyasını yeniden tanımlayan bir miras bıraktı.
Sevgi ve minnetle…