Bazı insanlar gider…
Ve bir anda evin içindeki bütün sesler eksilir.
Bir annenin yokluğu, sadece bir kişinin eksilmesi değil. Sofradaki boş sandalye, gece duyulmayan “Üstünü ört” cümlesi, artık kimsenin fark etmediği yorgunluk demek. Çünkü anne, çoğu evde görünmeyen bir kalp. Attığı sürece herkes yaşar, sustuğu an herkes eksilir.
Anneler Günü geldiğinde insanlar çiçek alıyor. Fotoğraflar paylaşıyor. Uzun uzun kutlama mesajları yazıyor. Ama bazı anneler, hayatları boyunca bir teşekkür bile duymadan yaşlanıyor. Bir düşünün…Çocukken düştüğümüzde ilk kimi çağırdık?
Hastalanınca kim sabaha kadar uyumadı?
Bir anne, kendi ömründen eksilterek büyütür evladını. Yeni ayakkabı alamadığı halde çocuğuna alan odur. Açken “Ben tokum” diyendir. Geceleri sessizce ağlayıp sabah hiçbir şey olmamış gibi kahvaltı hazırlayandır.
Ve en acısı şu: Birçok insan annesinin değerini, artık sesini duyamadığı gün anlıyor. Çünkü insan, anne duasının gölgesinde yaşadığını onu kaybedince fark ediyor. Bugün hâlâ annesine sarılabilen varsa bilsin ki dünyanın en şanslı insanı odur. Çünkü bu dünyada bazı insanlar annesinin mezarına gidip toprağa “Bir kez daha saçımı okşa” diyecek kadar yarımdır.
Hayat herkesi büyütüyor belki,ama annesini kaybedenleri bir anda yaşlandırıyor. bu yüzden Anneler Günü sadece kutlama değildir;bilakis bir vicdangünüdür,aramayı ertelediğin telefonu hatırlama günüdür.“Seni seviyorum” demek için hâlâ vaktin olup olmadığını düşünme günüdür.
Çünkü bazı cümleler vardır, geç kalınca hiçbir anlam taşımaz.Ve bazı insanlar vardır
Gittikten sonra insanın içindeki çocuk da onlarla birlikte susar.
Anne…
Bir insan değil bazen; insanın kendi evi gibi sıcak,içten…