Her alanda çalışana yönelik saldırı eylemlerine şiddetle karşıyız ama gel gelelim çocuklarımızın eğitim gördüğü,gençlerimizin geleceğe hazırlandığı okullarda eğitim çalışanlarına,öğretmenlere yönelik son zamanlarda artan fiziki saldırılara…İş artık çığrından çıkmış vaziyette.Nasıl ki trafikte diğer araç sürücüleri ile tartışıp yola inip ortalığı birbirine katan,cana kast edenlere toplumsal baskı ile cezaları ve yaptırımları arttırmış isek bu tarz eylemlere de benzer bir reaksiyon gösterme zamanımız geldi.
Okulların,sınıfların fiziki şartlarını,modernize edilmesi gibi birtakım ihtiyaçları unuttuk artık,mesele daha mühim,okul sınırları içerisindeki öğrencilerin,öğretmenlerin ve okul yöneticilerin can güvenliğini sağlayamıyoruz,eline baltayı,keseri sapı alan soluğu okul koridorlarında alıyor.İki cümle kurabilmekten aciz,diyalog noksanlığı çeken,iletişim gücü yerle yeksan olmuş,neredeyse çocuğu kendisinden daha aydın,daha bilgin olan ve kendini ebeveyn zanneden bir grup cehalet kokan ebeveyn,sanki mahallesindeki yan komşusunun evini basar gibi okul basıyor.Bu vakalar ile alakalı haber de çok tepki de amma velakin ne doğru düzgün bir rehabilitasyon ne de caydırıcı cezalar,eğitimcilerin maruz kaldığı şiddet yanına kar kalıyor.
Peki bu cesareti nerden buluyorlar dersiniz? Öğretmenlik mesleğinin giderek itibarsızlaştırılması,öğretmenlere kurumlarda kendini sahipsizmiş gibi hissettirilmesi,mikrofonun öğretmenlerden çok velilerin elinde olması olabilir mi ? ‘’Dövene elsiz,sövene dilsiz’’ parolasıyla daha ne kadar tolere edilebilir bu çirkin saldırılar?
DUAYEN ÇINARI,BÜYÜK BİR DEĞERİ KAYBETTİK
Ülkemizin önde gelen tarihçi ve yazarlarından Prof.Dr.İlber Ortaylı’yı kaybetmenin derin üzüntüsü içerisindeyiz.Öyle bir gidiş ki arkasında,okurlarına,öğrencilerine ve sevenlerine onu hiç unutturmayacak bir sevgi ve saygı sarmalı bıraktı.Kitaplar öksüz kaldı,Türkiye bir tarih dâhisini yitirdi.Mekanı cennet olsun,başımız sağ olsun .