Türk musikisi, yüzyıllar boyunca yalnızca bir sanat dalı olarak değil, aynı zamanda bir şifa kaynağı olarak da var olmuştur. Bugün pek çok kişinin bilmediği bir gerçek vardır: Çok eski zamanlarda ruh hastalıklarının tedavisinde musiki makamları kullanılmıştır.
Osmanlı döneminde darüşşifalarda hekimler, hastalarına belirli makamları dinleterek tedavi uygulamışlardır. Çünkü her makamın insan ruhu üzerinde farklı bir etkisi olduğu bilinmekteydi. Rast makamı huzur verirken, Hüseyni makamı dinginlik sağlar, Nihavend makamı ise insanın iç dünyasına dokunan derin bir etki bırakırdı. Bu bir inanış değil; tecrübe edilmiş bir gerçektir.
Ne yazık ki günümüzde bu kadim bilgi yeterince bilinmemekte ve hak ettiği değeri görmemektedir. Oysa bizim Türk musikisi makamlarımız, başlı başına birer ruh terapisi niteliği taşımaktadır.
Bir müzisyen, bir keman sanatçısı ve bir koro şefi olarak şunu açıkça ifade edebilirim: Makamların ruh üzerindeki etkisini bizzat yaşadım ve yaşamaya devam ediyorum. Çaldığınız makam, sadece bir ses dizisi değildir; insanın iç dünyasına doğrudan temas eden bir titreşimdir.
Bununla birlikte müziğin bir başka önemli etkisini de özellikle vurgulamak isterim. Bir enstrüman çalmak, beyin sağlığı açısından son derece önemlidir. Bilimsel olarak da bilindiği üzere, enstrüman çalarken beynin hem sağ hem sol lobu aynı anda aktif şekilde çalışır. Nota okumak, ritim takip etmek, teknik uygulamak ve duyguyu katmak; tüm bunlar beynin çok yönlü çalışmasını sağlar.
Bu süreç adeta zor bir matematik problemini çözmek gibidir. Aynı anda birden fazla şeyi düşünmek, uygulamak ve kontrol etmek gerekir. İşte bu yoğun zihinsel faaliyet, beyni canlı tutar ve özellikle Alzheimer gibi hastalıklara karşı koruyucu bir etki oluşturur. Bu nedenle müzisyenlerin zihinsel olarak son derece aktif ve güçlü olduklarını; yani bir bakıma çok yönlü bir zekâ geliştirdiklerini söylemek yanlış olmayacaktır.
Bugün modern tıp da müziğin iyileştirici gücünü kabul etmektedir. Ancak bizim kültürümüzde bu gerçek, yüzyıllar öncesinden bilinmekteydi.
Sonuç olarak şunu söylemek gerekir:
Müzik sadece kulağa hitap eden bir sanat değildir.
Müzik, ruhu iyileştiren, zihni güçlendiren ve insanı dengeleyen bir şifa kaynağıdır.
Ve özellikle Türk musikisi makamları…
Bu toprakların bize sunduğu en değerli manevi hazinelerden biridir.
Unutmayalım:
Müzik şifadır.