Türk Sanat Müziği, yüzyıllar boyunca büyük ustaların emeğiyle bugüne ulaşmış köklü bir kültür mirasıdır. Bu mirası yaşatan ve eserleriyle gönüllerde iz bırakan bestekârlarımızdan biri de hiç şüphesiz Avni Anıl’dır. Onun besteleri yalnızca birer şarkı değil; duygunun, zarafetin ve musikî inceliğinin en güzel örneklerinden biridir.
1928 yılında İstanbul’da dünyaya gelen Avni Anıl, genç yaşlardan itibaren Türk musikisine gönül vermiş ve zamanla bu alanda kendini yetiştirerek Türk Sanat Müziğinin en önemli bestekârlarından biri hâline gelmiştir. Güçlü melodik yapısı, derin duygusu ve klasik üsluba olan bağlılığıyla yüzü aşkın eseri Türk musikisi repertuvarına kazandırmıştır.
TRT repertuvarında yer alan ve yıllardır büyük bir ilgiyle seslendirilen Avni Anıl bestelerinden bazıları şunlardır:
Mihrabım Diyerek Sana Yüz Vurdum
Ah Bu Şarkıların Gözü Kör Olsun
Biraz Kül Biraz Duman O Benim İşte
Akşamın Olduğu Yerde Bekle Diyorsun
Bir Kerre Bakanlar Unutur Derdi Günahı
Dilşad Olacak Diye Kaç Yıl Avuttu Felek
Gözlerin Bir Aşk Bilmecesi sorar gibi
Kaderimde Hep Güzeli Aradım
Rüya Gibi Uçan Yıllar
Neden Hiç Dinmiyor Bu Yağmur
Gün Be Gün Yaşanan O Hatırayı
İçimde Nice Uzun Yılların Özlemi Var
Öyle Dudak Büküp Hor Gözle Bakma
Bu Akşam Bütün Meyhanelerini Dolaştım İstanbul’un
Sen Körfeze Geldiğin Zaman Yıldızlar Güler Bu eserler Türk Sanat Müziğinin repertuvarında yıllardır yaşamaya devam eden, duygusu ve melodisiyle hafızalara kazınmış kıymetli eserlerdir.
Avni Anıl yalnızca büyük bir bestekâr değil, aynı zamanda çok değerli bir eğitimciydi. Bilgisini ve tecrübesini genç müzisyenlerle paylaşmayı her zaman bir görev olarak görürdü. Özellikle Adana Büyükşehir Belediyesi Konservatuvarı’nın kuruluş sürecinde verdiği emek, Adana’daki sanat hayatı için çok önemli bir katkı olmuştur. Bu kurumun temellerinde onun emeği ve vizyonu vardır.
Benim için Avni Anıl hocanın yeri ise çok daha özeldir. Kısa bir süre de olsa böyle büyük bir sanatkârla çalışma fırsatı bulmuş olmak benim için büyük bir şanstır. Onunla aynı ortamda bulunmak, sohbetlerini dinlemek ve müziğe bakışını doğrudan kendisinden öğrenmek benim sanat hayatımda unutulmaz bir yer tutar.
Avni hoca ile yaptığımız çalışmalar sırasında yalnızca nota veya makam öğrenmedik. O, bize musikinin ruhunu anlatırdı. Bir eserin nasıl hissedileceğini, bir cümlenin nasıl söyleneceğini, bir makamın nasıl yaşatılacağını büyük bir zarafetle aktarırdı. Bazen bir makamdan bahsederken, bazen bir bestesinin ortaya çıkış hikâyesini anlatırken kendimizi adeta eski musiki meclislerinde gibi hissederdik.
Onunla birlikte yer aldığım konserler ve çalışmalar bugün hâlâ hafızamda çok canlıdır. Sahne öncesinde yaptığı kısa sohbetler, müzik üzerine anlattığı hatıralar ve sanat anlayışı benim için adeta bir okul niteliğindeydi. O günler, meslek hayatımın en kıymetli günleri arasında yer alır.
Bugün sahip olduğum müzik bilgisi, sahne tecrübem ve sanat anlayışımın önemli bir kısmını o yıllarda aldığım eğitime borçlu olduğumu gönül rahatlığıyla söyleyebilirim. Avni Anıl hocanın bilgi ve tecrübesi, bana kattığı sanat anlayışı hâlâ yolumu aydınlatmaya devam etmektedir.
Türk Sanat Müziği, Avni Anıl gibi büyük ustaların emeğiyle bugünlere gelmiştir. Onların eserlerini yaşatmak ve yeni nesillere aktarmak ise biz müzisyenlerin en önemli sorumluluklarından biridir.
Bu vesileyle büyük bestekâr Avni Anıl hocayı saygı, rahmet ve minnetle anıyorum.