Hiç bu kadar çok iletişim aracımız olmamıştı, ama hiç bu kadar birbirimizden uzak da kalmamıştık. Gün içinde onlarca insanla konuşuyor, yüzlerce kişinin hayatına sosyal medyadan tanıklık ediyoruz; fakat çoğu zaman gerçek bir sohbetin, içten bir merhabanın ve samimi bir ilginin eksikliğini hissediyoruz. Kalabalıkların içinde yalnızlaşan bir dönemin içinden geçiyoruz. İnsanlar birbirine ulaşabiliyor ama birbirine dokunamıyor.

Belki de çağımızın en büyük sorunlarından biri, samimiyetin yerini alan nezaket maskeleri… “Nasılsın?” diye sorup cevabını gerçekten merak etmeyen, iyi günlerde yanında olup zor zamanlarda uzaklaşan ilişkiler çoğalıyor. İnsanlar kırılmamak için duvar örüyor, üzülmemek için mesafe koyuyor; fakat farkında olmadan kendi yalnızlıklarını da büyütüyorlar.

Herkesin bir bahanesi var artık; herkes çok yoğun, herkes yorgun, herkesin yetişmesi gereken işler var. Ancak bazen bir mesaj, kısa bir telefon konuşması veya içten bir hatırlayış, bir insanın kendini değerli hissetmesine yeter. Çünkü insanın en büyük ihtiyacı sadece görülmek değil, gerçekten fark edilmektir.

Belki de yeniden öğrenmemiz gereken şey, daha fazla insan tanımak değil; hayatımızdaki insanlara daha gerçek yaklaşabilmek.

Daha az gösteriş, daha çok samimiyet… Daha az mesafe, daha çok anlayış…

Çünkü insanı kalabalıklar değil, yanında kendisi gibi olabildiği birkaç gerçek insan ayakta tutar.

Sağlıcakla kalın.

Haftaya görüşmek üzere...