Gerçek gündem acaba ne olmalı? Yoksulluk... Yoksulluğu yenme projeleri yaşama geçirilebilir mi? Milyon hektarlarla anılan, kaybettiğimiz tarım toprakları mı gündemimizde yer alsa acaba?
Gençleri mi koysak gündemin en önemli noktasına yoksa? Ya da çocukları mı? Neden yatağa aç giriyorlar, neden eğitimden son yıllarda hızla kopuyorlar? Neden işsiz kalıyorlar?
Neden suça bulaşıyor ya da sürükleniyorlar? Literatüre işsiz yerine "ev genci" girdi artık; sayıları milyon milyon...
Emeklileri de mi acaba gündemde sıcak tutsak? Yıllarca çalışmışlar, emek vermişler; şimdi 20 bin lira gibi insan onuruna yakışmayan bir sefalet ücretiyle sürünerek yaşıyorlar.
Dağları, taşları, bütün akarsuları ve ormanları kirleten, yok eden anlayışı mı acaba gerçek gündem yapsak?
Bizim taşımız, toprağımız altından daha değerli; ama bir gram altın için bir ton toprağı ve bir ton suyumuzu tüketenlerin neden ve hangi gerekçeyle korunduğunu mu sorgulasak acaba?
Cezaevleri neden ağzına kadar dolu? Ona da ayrı bir parantez açsak mı?
Barınma sorununa mı el atsak, kiraların önlenemeyen yükselişine mi, çarşı pazardaki yangına mı?
Bir çürüme, bir yozlaşma ve kirlenmişlik almış başını gidiyor...
Sokakta kirli dil, siyasette nefret söylemi...
Mutlak butlanı mı konuşmalı ya da? Hukuksuzluğu, yerini bir türlü bulamayan adaleti, hukukun değil üstünlerin hukukunu, bir karanlığa doğru akıp giden süreçleri...
Gittikçe mutsuzlaşan toplumu, umudunu kaybedenleri...
İş cinayetlerine mi bir dönüp baksak? Avrupa'da birinci, dünyada üçüncü olduğumuz ve ne kadar lanet olasılık varsa zirvesini gördüğümüz...
Sadece buradaki birkaç soru değil, ciltlere sığmaz aslında bu ülkede yaşatılanları soru yapsak?
Bunca yaşananın ve yaşatılanın sorumlusu halk değildir.
Peki ne yapmalı?
Aslında hepimiz çok iyi biliyoruz bunun cevabını...