Bir zamanlar insanlar evlerinin kapısını kilitlemeden uyumazdı,Şimdi ise zihinlerinin kapısını sonuna kadar açık bırakıyorlar.Kimin girdiğini, ne bıraktığını, hangi düşünceyi ektiğini umursamadan...
Bir kulaklık takıyoruz. Bir şarkı açıyoruz. Sonra saatlerce, günlerce, aylarca aynı sesleri zihnimizin koridorlarında dolaştırıyoruz. Üstelik çoğu zaman ne dinlediğimizi değil, sadece hoşumuza gidip gitmediğini sorguluyoruz.Oysa insan, duyduklarının toplamıdır.
Bir milletin çocuklarına yıllarca aynı sözleri fısıldayın; bir süre sonra o sözler düşünceye, düşünce davranışa, davranış da kadere dönüşür.
Son yıllarda müzik dünyasında frekanslar üzerine sayısız tartışma yaşanıyor. Özellikle bazı dünya yıldızlarının konserlerinde kullanılan ses teknolojileri hakkında ortaya atılan iddialar her mecrada geniş yankı buluyor.En bariz örneği,kısa süre once İstanbul’da Olimpiyat Stadında yaklaşık 118 bin müzikseverin katılımıyla gerçekleşen Kanye West konseri…Kendisi sahnede sadece 20 dakika göründü ama sahnedeki maskeler ile verilen kimliksizleştirilme,dev bir kürenin görsel sunumu,hedeflenen ‘’Tek Dünya’’ düzeninin öncül bir ayinine benzetildi.Yeni dünya düzeninde müzik ve ses frekansları,kitle enerjisine yön verebilmekte çok kurnazca kullanılabiliyor.
Bu iddiaların doğruluğu kanıtlanmış değil;fakat asıl mesele de bu olmasa gerek.Ne mi?
Kulağımıza giren şeyleri sorgulamayı ne zaman bıraktık?Neden milyonlarca insan saatlerce maruz kaldığı seslerin, sözlerin ve mesajların kendisinde nasıl bir iz bıraktığını düşünmüyor? Belki de çağımızın en büyük problemi, duyduklarımızı seçememek değil; duyduklarımızı sorgulamamaktır.
Bugün insanlar görünmeyen frekanslardan korkuyor ama açıkça önlerine konulan zihinsel yönlendirmeleri alkışlıyor. Gizli mesajlar ararken, apaçık verilen mesajları görmezden geliyor.Bir şarkı boyunca umutsuzluk pompalanıyor.Eğlence diyoruz.Öfke yüceltiliyor.Sanat diyoruz.Anlamsızlık kutsanıyor.Özgürlük diyoruz.
Sonra da neden bu kadar yalnız, bu kadar öfkeli ve bu kadar huzursuz bir toplum haline geldiğimizi anlamaya çalışıyoruz.
Fakat kesin olan bir şey var:
Bir toplum kulağına fısıldananları sorgulamamaya başladığında, en etkili frekans çoktan devreye girmiş demektir.