Bir milleti ayakta tutan şey yalnızca ordular değil;bilakis bazen bir hayal, bir marştan daha güçlüdür. Bazen görünmeyen bir ülkü, tanklardan daha büyük bir direnç üretir.Türk milleti tarih boyunca işte böyle yürüdü. Önce inandı, sonra başardı.

Ve o inancın adı yüzyıllardır değişmedi: Kızıl Elma.Kimi zaman bir fetih oldu,
kimi zaman bir medeniyet hayali… Ama aslında Kızıl Elma, Biz Türkler’in hiç bir zaman diz çökmeyen ruhuydu.

Çünkü bu milletin mayasında vazgeçmek yok! Orta Asya’nın sert rüzgârlarından çıkan atlılar, üç kıtaya yalnızca kılıç taşımadı; irade taşıdı. Yıkıldı, yeniden kuruldu. Dağıldı, yeniden toplandı. Ama hiç bir zaman tamamen tükenmedi. Çünkü Biz Türkler’in tarihinde yenilgi vardır; fakat teslimiyet yoktur.

Bugün belki ekonomik zorluklar var. Belki gençler yorgun. Belki insanlar geleceğe eskisi kadar umutla bakmıyor.Ama bu millet tarihinin en karanlık dönemlerinden bile yeniden çıkmayı bildi.

Çanakkale’de herkes “bitti” dediğinde ayağa kalktı. Kurtuluş Savaşı’nda dünyanın en güçlü devletlerine karşı yeniden yürüdü. Küllerinden bir cumhuriyet çıkardı.

Demek ki mesele imkân değil , mesele, yeniden inanabilmelk.Çünkü KızılElma sadece geçmişin nostaljisi değildir. Biz Türkler’in her daim geleceğe koyduğu iddiadır.

Bugünün Kızıl Elma’sı belki bilimdir. Belki teknolojidir. Belki özgür düşünen gençler yetiştirmektir. Belki yeniden birbirine güvenen bir toplum olabilmektir.Ama hangi isim verilirse verilsin, özünde aynı şey vardır: Daha ileri gitme arzusu.

Türk milleti tarih boyunca en büyük sıçramalarını umudunu kaybetmediği zamanlarda yaptı.Bu yüzden bugün ihtiyaç duyulan şey karamsarlık değil; yeniden hedef koyabilmek…

Çünkü yönünü kaybetmeyen milletler, geçici fırtınalarla yıkılmaz.Ve belki de en önemli gerçek şudur ki :Kızıl Elma hiçbir zaman tamamen kaybolmadı.
Sadece bir süre sessizleşti.

Şimdi yeniden hatırlanmayı bekliyor.