Kurban Bayramı’nın ilk sabahı…
Şehir henüz tam uyanmamışken sokaklara karışan telaş, mutfaklardan yükselen kahvaltı kokuları, büyüklerin bayramlık hazırlıkları ve çocukların gözlerindeki heyecan bize her yıl aynı şeyi hatırlatıyor:
Bayram, yalnızca bir takvim günü değildir. Bayram, insanın içini yokladığı bir vicdan mevsimidir.
Modern hayatın içinde çoğu zaman hızla tüketiyor, hızla unutuyoruz. Oysa Kurban Bayramı bize paylaşmayı, yakınlaşmayı ve sahip olduklarımızın kıymetini yeniden düşünmeyi öğretiyor.
Kesilen kurbanın özü yalnızca bir ibadet değil; bencilliğin, kırgınlığın ve uzaklığın da içimizden eksiltilmesidir.
Belki de bugün en çok ihtiyacımız olan şey; sofralarımızı büyütmekten önce gönüllerimizi genişletebilmek… Çünkü bayramın bereketi etin çokluğunda değil, kapısı çalınan bir komşuda, aranan bir akrabada, hatırlanan bir dostta gizlidir.
Bu bayram sabahında kırgınlıkları bir kenara bı
rakabilsek… Uzun zamandır aramadığımız bir büyüğün sesini duyabilsek… Bir çocuğun yüzündeki bayram sevincine ortak olabilsek… İşte o zaman bayram gerçekten bayram olur.
Kurban Bayramı’nın ilk günü bize yeniden hatırlatıyor: İnsan, paylaştıkça çoğalır.
Ve bazı bereketler yalnızca kalpten kalbe geçer.
Sağlıcakla kalın.
İyi bayramlar…