Ne yazık ki, sıkışan para piyasası, ekonominin birçok alanında kendisini “Satmak isteyen çok, alıcı az” şeklinde gösteriyor. Talihsiz bir durum...
Bu ifade, ekonomik anlamda durgunluk yaşayan inşaat ve konut sektörü için daha fazla geçerli olsa da, perakende sektöründe de aynı tablo hissediliyor. Ekonomi yönetimi, iyi göstergeleri öne çıkarıp vasat sonuçları gizlemeye çalışırken, ekonomiyi taşıyan aracın tekerlekleri patladı.
Bir bakıyorsunuz her yerde cafe, pastane, restoran, büfe ve benzeri işletmeler açılıyor. Binlerce genç işsiz. Kendilerine bir çıkış yolu bulamayan gençlerin bir bölümü, ailelerinin desteğiyle bu mekânlarda zaman geçiriyor; Wi-Fi'dan yararlanarak saatlerce oturuyor.
Oysa gençlerin enerjisini ve yeteneklerini üretime aktaracak iş alanlarının oluşturulması gerekiyor. İktidarın, gençleri tüketime değil üretime yönlendirecek yeni adımlar atması artık kaçınılmaz.
KÜRESEL İKLİM, GIDA FİYATLARINI TEHDİT EDİYOR
Ekonomiye bir tehdit de küresel hava koşullarından geliyor. Aşırı sıcaklıklar ve iklim olayları, gıda fiyatları açısından ciddi risk oluşturuyor. Üretim maliyetleri yükselirken işletmelerin dengesi de bozuluyor.
Diğer taraftan Hürmüz Boğazı'ndaki kapanma, enerji fiyatlarını ve özellikle petrolü yüzde 30 yukarı taşıdı. Enerji maliyetlerindeki artış, gübre fiyatlarından tarımsal üretime kadar geniş bir alanda kendisini gösteriyor.
Mısır, buğday, şeker, çay, kahve ve kakao gibi temel tarım ürünleri küresel gelişmelerden olumsuz etkileniyor. Sel ve kuraklık üreticiyi ciddi biçimde zorlarken, bazı bölgelerde kıtlık tehlikesi gündeme geliyor.
VATANDAŞ HARCAMAYI DURDURDU
Asgari ücretli ve emekli kesimin eline geçen ücretlerin yetersiz kalması, iç tüketimi de ciddi biçimde frenledi. Okulların açılmasına kısa süre kala eğitim giderleri, dar gelirli aileleri daha fazla düşündürüyor. Çocukların eğitim masrafları artık yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda sosyal bir sorun haline geliyor.
Diğer taraftan yabancı turist sayısının beklenen düzeye ulaşmaması ve gelen turistlerin kişi başına harcamalarının düşük kalması, turizm gelirleri açısından da soru işaretleri yaratıyor. Döviz ihtiyacı yeniden gündeme gelirken, Merkez Bankası'nın piyasadaki gelişmelere yönelik adımları yakından izleniyor. İhale açması buna örnektir.
Borsada toparlanma ve özellikle enerji hisselerinde hareketlilik görülürken, altın fiyatları da küresel piyasalardaki gelişmelerden etkileniyor.
Altının ons fiyatı 4.600 dolara yaklaşarak, gram altın da 7.200 TL'nin üzerine çıktıktan sonra yeniden geri çekildi. Küresel piyasalar ve jeopolitik gelişmeler fiyatlar üzerinde belirleyici olmaya devam ediyor.
Yıl sonu için ons altında 5.000 dolar seviyesinin görülmesi halinde, kurdaki gelişmelere bağlı olarak gram altının 8.000 TL'nin üzerine çıkabileceği öngörülüyor.
Son söz;
yıllardır,
bir gırdapta dönüp duruyoruz diyen, Cem Karaca'ya katılmamak elde değil .....