Para konusunda başarılı olmak, mutlaka çok bilgi sahibi olmakla ilgili bir mesele değildir. Asıl mesele, paraya ve hayata nasıl davranılması gerektiğini bilmektir.

Her insan aynı koşullarda yetişmediği için davranış biçimleri de farklıdır. Kimi sakin, kimi heyecanlı; kimi hızlı, kimi yavaş; kimi cesur, kimi ise daha temkinlidir. Bazıları verilere ve istatistiklere bakarak karar verirken, bazıları sezgileriyle hareket eder. Kiminin dünya görüşü ön plandadır, kimi ise geçmiş deneyimlerine bağlı kalır.

Servet, açgözlülük ve mutluluk arasındaki ilişkiyi psikolojik temellere dayandıran Morgan Housel'a katılmamak elde değil. Bu konuda kaleme aldığı eserlerinde Housel, insan beyninin her zaman rasyonel değil, çoğu zaman duygusal kararlar verdiğini hatırlatır.

Yeni tüketim kültürünün insanlara sürekli yeni borçlar yüklediğini söylediğinizde, karşınızdaki kişinin "Bugün almazsam yarın daha pahalıya alacağım" şeklinde cevap vermesi de kendi içinde mantıklıdır. Özellikle yüksek enflasyon ortamlarında, satın alınacak ürünlerin her geçen gün daha da zamlanacağı düşüncesi insanları harcamaya yöneltmektedir.

Ancak burada sorulması gereken asıl soru şudur: Harcama ve yatırım kararlarınızı ne ölçüde stres altında alıyorsunuz?

Bu nedenle ilk yapmamız gereken şey, yatırım ve harcama konusundaki stres seviyemizi belirlemektir. Hedefiniz ne olursa olsun; daha fazla kazanmak, birikim yapmak ya da servetinizi büyütmek... Sonuçta önemli olan, geceleri rahat uyumanızı sağlayacak kararları verebilmektir.

Çünkü finansal başarı yalnızca rakamlarla değil, aynı zamanda huzurla da ölçülür. İnsan kendisini güvende hissediyorsa, yaptığı yatırımın ve harcadığı paranın gerçek karşılığını almış demektir.