Türkiye ekonomisi hasta bir insan gibi yıllardır debelenip, iyileşmek için mücadele veriyor. Ancak miadı yaklaşmış ilaçlarla bu işin düzeleceği yok.

İyi lider, teşvik eden, çalışanları geliştiren, yardımcı olan ve çözüm üretendir. Her gün yeniliklerle ekonomiyi daha ilerliye taşımayı amaç edinir. Oysa hastaya hep aynı ilaçları, hep aynı tedaviyi uygulamak çözüm üretmiyorsa bundan vazgeçmek gerekir. Burada miadı yaklaşmış ilaçlarla veya miadı dolmuş ilaçlarla çözüm beklemek yanlış adım atmış olunmaz mı? Koltukta oturmak adamı büyük yapmaz. Adam koltuğunu büyütürse etkili olur. Bunun için sabırlı stratejiler uygulayan ekonomimiz, yıllardır sabır sabır diyen bir doktor tarafından vatandaş için yanlış ilaçlarla ayakta durmaktadır. Sadece bütçeye gelir akıtmak kısmi tedavi olur. Oysa yeni seçenekler kaçınılmaz olmuştur. İlk hedef insanları iyileştirmekse öncelikle onların bu işe güvenmesi gerekir. Üretimi arttırmak, kapsamlı bir iyileşmedir. Güvenilmeyen, güven duyulmayan alışkanlıklar veya reçetede yazılan ilaçlar hastaya fayda sağlamaz. Sabır tavsiyeleri ile sofraya ekmek konmuyor. Aynı yöntemler fark ve iyileşme yaratmıyor. Artık kimseyi ikna etmiyor. Ekonomi güven ister, sonuç ister, bahane istemez.

SATIŞTA GÜVEN

Pazarlama ve satış ekiplerine de aynı doğrultuda tavsiyelerde bulunuyorum. Zor dönemde tüketiciye yaklaşım değişmeli " Size ürün değil, size sorununuza çözümler anlatıyorum" yaklaşımı olmalıdır. Alıcıya kazanç modeli sunun. Bu fırsatı değerlendirin derken, sonuçların tüketiciyi şaşırtacağının üzerini çizin..

Satış ekibinin önü tıkanmış ise zamana ayak uyduran adımlar atın. Lider her gün öğrenmenin, gelişmenin gerektiğini, çalışanların zevk almasını, ilham vererek sağlamalıdır. Dinamikleri ve canlılık katmak için takdir ve motivasyonla yaklaşın. Bazen dinlemenin, konuşmaktan daha etkili olduğunu unutmayın.

Elbette göz görür, akıl seçer, cesaret alır… Doğru zamanda doğru adım atmanın ilk yolu her zaman güvendir. Güven her işin başı, bahane ise sonu olur...