Adana’da CHP’nin 12 ilçe başkanı, yönetim kurulu üyeleri, kadın ve gençlik kollarıyla birlikte istifa etti. Seyhan, Yüreğir ve Kozan dışında tek bir örgüt kalmadı. Yapılan açıklamalarda ortak vurgu, bunun bir veda değil, yeni bir başlangıç olduğu.

“İçimiz kan ağlayarak gidiyoruz ama başka seçenek kalmadı.” diyorlar.

Akın akın gidiyorlar baba ocağından… Tüm yargı yolları kapanmışken, kalıp da parti içi mücadele vermek zamanı boşa harcamaktan başka bir işe yaramaz.

Yaşananlar, tarihin tanıklık ettiği zorunlu göçleri, mübadeleleri, sürgünleri ve derin acıları getiriyor akla.

İnsanları koparıp atıyorlar bir yerlerden. Kalsan çare yok, gitsen zorlu yol…

Dört bir yanda insanlar durdurulamıyorsa; gençler, işsizler, işçiler, kadınlar, emekliler, esnaf ve aydınlık bir gelecek umudu taşıyanlar akın akın gidiyorsa, o sel olup akanları durduramazsınız.

Ve operasyonlar hız kesmeden devam ediyor, edecek de… Yeni gözaltılar, tutuklamalar, baskılar ve hukuksuzluk sürecek.

Yandaş medya üzerinden hedef gösterilmek, ihbar edilmek, hakarete uğramak ve tehdit edilmek devam edecek.

Köşeleri tutmuş tetikçiler birilerini linç ederken, o havucu ve çok kullanışlı yanaşma ekranlarında, vıcık vıcık yağ damlayan dokuz sütuna yayılmış manşetlerde dalkavuklara övgüler dizilmeye devam edilecek.

Ama ne yaparsanız yapın, bu iradenin önünde artık durulamaz.

Yol kapalıydı, açıldı. “Çare tükendi.” denilse de bir çare bulundu.

Ata ocağı, eli kanlı katillerle poz verenlerin, bozkurt işareti yaparak fotoğraf çektirdikleri bir dekora dönüştürüldü.

Yedi TİP’linin katilinin arkadaşları partiye doluşup millete el salladı.

Meğer arınma, hukuksuzluğa yaslanıp milletten arınmakmış.

Ama olsun, varsın şimdilik böyle olsun. Ne olursa olsun, insanlar sel olmuş akıyor işte…

Ve artık geri dönüş yok.

Ok yaydan fırladı bir kere.