Hiç bitmeyen bir sızı kaldı yüreklerinde anaların. Aldıkları kara haberden sonra mezara kadar aynı acıyı her gün yaşadılar.

Kimine göre her Türk asker doğardı ama bayrak bayrak tabutlar acaba neden köylerdeki sıvasız evlere, yoksul gecekondu mahallelerine geliyordu hep…

Ve kim istemez terörün bitmesini? Elbette doğru olan barıştır. Şimdi bir süreç yasası, çerçeve yasa üzerinde çalışılıyor. Sakıncası yok bunun. Evet, Ahmetler göreve, Selahattin Demirtaş evine dönsün.

Sahi, Ahmetlere kayyımı kim atadı? Demirtaş neden 10 yıldır içeride?

Başkalarının acısına bile "oh" çekilen bir ülke hâline nasıl geldik? Öyle bir kutuplaştık ki dün terör işbirlikçiliğiyle suçladıklarını bugün hırsız ilan ediyorlar.

Frene basmadan tam gaz devam ediyor belediyelere operasyonlar. Dalga dalga gözaltılar, içeride hasta tutsaklar, yaşamı karartılanlar…

Kadın cinayetlerinde, iş cinayetlerinde ve cezaevlerinin doluluk oranlarında zirve yaptık.

Milyonlarca emekli, asgari ücretli sürünerek yaşıyor. Artık her mahallede neredeyse çöpten beslenen, dağılmış pazar yerlerinden çürük sebze meyve toplayan insan manzaraları görebiliyoruz.

O kadar alıştık ve kanıksadık ki bazı şeyleri…

Bir butlan ahlaksızlığından, hukuksuzluğundan, rezilliğinden medet umarken birileri, açık açık sevinç gösterileri yaparken, bir de sırtlan gülüşüyle bir köşede ellerini ovuşturanlar var.

Yoksulluk, umutsuzluk kol geziyor gençlerde.

Diplomalısı işsiz, atanamıyor ve bir gün geldiğinde iş arama umudunu yitirip ev genci oluyor; devletin resmî kurumları tarafından işsiz sayılmıyor.

Çoğu eğitimden kopuyor zaten.

Doğa katliamları, hava kirliliği, çarpık kentleşme, altyapı sorunları ve etrafımızı çevirmiş tabutluklar…

Acaba olası bir depreme hazır mıyız?

Soru çok, sıkıntı çok ve hâlâ ardı arkası kesilmiyor haksızlığın, hukuksuzluğun, zulmün.

Evet; barış olmalı, barış sağlanmalı. Bu ülke daha kadınlarla bile barışamadı. Her gün bir kadın cinayeti haberi var ve İstanbul Sözleşmesi kaldırıldı.

Onlara karşı olan herkes potansiyel suçlu adayıyken, kimle, nasıl bir barış sağlanacak?

Öyle ya da böyle bu ülkede barış olacak. Bu da yeni bir tercihle olacak.

Eğer bir gün gerçekten cumhuriyet değerleri yok edilmediğinde, içi boşaltılmadığında, kamucu üretim politikaları yaşama geçirildiğinde, insanlar dini, dili, ırkı, mezhebi, tercihleri yüzünden ayrıştırılmadığında, liyakatsizlikle bazı alanlar çürütülmediğinde, denetim mekanizmaları devreye girdiğinde ve cumhuriyet gerçekten de fazilet olduğunda, kimsesizlerin kimsesi olduğunda, kızıl güllere bezenmiş özlemler gerçeğe dönecek ve barış işte o zaman gelecek.