Dünya insanlık tarihinde insan üzerinde en belirleyici etkenlerden biri ekonomidir. Savaşların, çatışmaların ve güç mücadelelerinin arkasında çoğu zaman ekonomik çıkarlar vardır. İnsanlığın tarihi biraz da sahip olma, paylaşma ve kaynaklara ulaşma mücadelesinin tarihidir.
Ekonomik kaynaklar, enerji, ticaret yolları, pazarlar ve teknoloji ülkeler arasındaki rekabetin en önemli unsurları olmaya devam ediyor.
Türkiye'nin temel sorunu üretim.
Türkiye yıllardır yüksek enflasyondan kurtulmaya çalışıyor. Bugün yatırımların yavaşladığı, maliyetlerin yükseldiği ve yeni istihdam alanlarının yeterince açılamadığı bir dönemden geçiyoruz.
Üretim azalınca ihracatın gücü de zayıflıyor. Döviz gelirinin azalması ise ekonominin dış kaynak ihtiyacını artırıyor.
Oysa çıkış yolu belli:
Üretim desteklenmeli, ihracat teşvik edilmeli, çiftçi korunmalı ve yatırımın önü açılmalıdır.
Özellikle komşu ülkeler başta olmak üzere, Avrupa pazarına daha fazla tarım ürünü satabilmeliyiz.
Çiftçiye yalnızca söz değil; mazot, gübre, nakliye, uygun faizli kredi, bilgi, su ve tarım arazisine erişim konusunda gerçek destek verilmelidir.
Çünkü tarım yalnızca bir sektör değildir. Gıda güvenliği, istihdam ve ihracat demektir.
Konutta bu yılın en düşük satışlarından biri geçtiğimiz ay yaşandı. Döviz mevduatlarında ise artış dikkat çekiyor.
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, motorlu taşıtlar vergisinde yüksek tahsilata dikkat çekti.
Elbette devletin vergi gelirine ihtiyacı vardır. Ancak ekonominin temel hedefi yalnızca daha fazla vergi toplamak olmamalıdır.
Enerji fiyatlarının yükselmesi üretim maliyetlerini artırıyor, bu da enflasyonu besliyor.
Asıl mesele, halktan daha fazla vergi almak değil; üretimi artırarak enflasyonu kalıcı biçimde düşürmektir.
Çünkü üretmeyen ekonomi, sonunda hem tüketiciyi hem üreticiyi hem de devleti zor durumda bırakır.
Gençler geleceği arıyor..
“Her şey güzel, yolunda gidiyor” demek bugün artık yeterli değil.
Eğitimin kalitesi tartışılıyor. Üniversitelerin niteliği, gençlerin iş bulabilmesi ve nitelikli iş gücü ülkenin en önemli sorunları arasında.
Binlerce genç, sahip olduğu bilgi ve donanımı anlatmakta, kendisini ve yapacağı işi ifade etmekte zorlanıyor.
Oysa eğitim yalnızca diploma vermek değildir.
Eğitim; düşünmeyi, üretmeyi, sorgulamayı, kendini ifade etmeyi ve öğrenilen bilgiyi hayata aktarmayı öğretmelidir.
Üniversiteler gençleri yalnızca mezun etmeye değil, meslek sahibi olmaya ve üretime katılmaya hazırlamalıdır.
Çünkü işsiz, umutsuz ve geleceğini göremeyen gençlerin çoğaldığı bir toplumda ekonomik sorun, zamanla sosyal bir soruna dönüşür.
Son söz,
Ekonominin merkezinde rakamlar değil, insan vardır.
İnsanı üretime, üretimi istihdama, istihdamı ihracata bağlayan güçlü bir ekonomik yapı kurulmadan kalıcı refah mümkün değildir.