Lokman (a.s.), Kur’an-ı Kerim’de ismi geçen tek hekimdir. Lokman Suresi, ayet (12-13-14).
Lokman Hekim, doğadaki her bitkinin şifasını bilen, hastalıklara çare bulan, bilgeliğiyle insanlara umut veren bir âlimdi, mübarek.
Bir gün doğada gezerken yorulur, biraz uzanır ve kaşla göz arasında uyuklar. Aniden bir ses duyar. Nehir kenarındaki zakkum dile gelir:
“Ey Lokman, aradığın şifa bende.” der.
Bitkiyi söker, eve götürüp o zamanın şartlarıyla inceler, test eder ve bitkinin kökünden elde edilen karışımın ölümsüzlüğü sağladığını fark etti. Bunun üzerine, daha sonra hazırladığı iksiri genç bir hastaya götürürken, ölümsüzlük iksiri dolu şişesini ve not defterini, kitabını suya düşürür.
Tam “ölümsüzlük ilacını” insanoğluna sunmak üzereyken Allah bu sırrın açığa çıkmasını istemez. Bir fırtına koparır, defter sayfaları hızla akıntıya kapılıp gider. Lokman Hekim, defterin peşinden koştuysa da yetişemez.
Defterin bazı sayfaları balıklara, bazıları kuşlara, bazıları da hayvanlara karışır. O yüzden denir ki her canlının kendi derdine dermanı doğada saklıdır.
Allah, ölümsüzlüğün sırrının insanoğluna verilmesini uygun görmez. Çünkü Allah’ın yüce kudretine ve sistemine karşı gelmek olur.
Daha sonra Lokman Hekim, tekrar yaptığı ölümsüzlük iksirini yöre halkının ısrarı üzere, eskiden tedavi ettiği genç hastaya götürürken bir ses ona:
“Lokman! Sakın o sırrı insanla paylaşma!” der.
O da emre uyar, iksiri toprağa döker. Böylece ölümsüzlük yeryüzünde değil, doğanın döngüsünde saklı kalır.
Bu efsane, insanın doğaya hükmetme isteğiyle yaratılışın dengesine saygı arasındaki ince çizgiyi anlatır. Lokman Hekim ölümsüz olmasa da bilgeliğiyle halk arasında hâlâ “ölümsüz” sayılır.
Sağlıkla kalın, sevgilerimle.