Bir insan cenazede bile yuhalanıyorsa demek ki vicdanlarda sabıkalıdır. Düşkünlükten de öte bir durumdur bu.
Ömrümüzün en güzel 13 yılı harcandı aldatılarak. Atanamayan öğretmenler, sağlık emekçileri, işsiz mühendisler, eğitimden kopan gençler, asgari ücretliler, emekliler ve bütün ezilenlerin umudu çalındı akıp giden zaman içinde…
Evet, itirazımız var çöreklendiğiniz partinin bazı isimlerine. Hepsi de sütten çıkmış ak kaşık değil. 40'tan fazlası zoru görünce iktidar trenine bindi. Bu kadar korkak, liyakatsiz, davasını, partisini satanları mumla çırayla arasanız bulamazdınız. Buraya kadar kabul. Havlucusu, hırsızı, iş bilmezi vardı, kabul.
47 yıl sonra ilk kez Türkiye’nin birinci partisi olan CHP’nin ele geçirilmesi şu anlama gelmez: Halk sizin arkanızda! Yok işte öyle bir dünya.
CHP Lideri Özgür Özel’in dediği gibi; işi gücü bırakıp butlanla güreşilmeyecek. Ya yeni bir yol açılacak ya da yeni bir yol bulunacak.
Butlanın biri diyor ki, “Baba ocağındayız.” Hayır. Ocak diye bir şey yok. İşgal var!
“Biz bir olacağız, beraber olacağız, iktidar olacağız.” diyor.
Diyalog, barış filan diyor.
Örneğin, ağbabanızın görevden aldığı Burhanettin Bulut ile nasıl bir diyalog kuracaksınız?
Kişisel sorununuz olmasa da farklı yerlerde durduğunuz bir isimle nasıl kucaklaşacaksınız?
Zifiri bir karanlığa sürüklenirken size düşen, son kalan ışıkları kapatmak, zulmün değirmenine de su taşımak oldu.
Siz ateşe su taşımıyorsunuz, cehennemin ateşini harlıyorsunuz.
Ne görevden alınan il başkanı ve örgütle ne de bu davaya gönül verenlerle barışamazsınız.
Zulmün ejderhasını arkasına alan hiç kimseyle barış olmaz.
Şimdi, kırmızı çizgileri net bir oluşumla, kararlılık ve umutla o yeni yollara çıkma zamanı.
Vakit tamamdır.
Ferman onlarınsa meydanlar bizimdir, sokaklar bizim.
Yollar açık artık, kapılar açık. Umut yeni olanda, umut değişimde ve onurlu bir kavgada, demokrasi zemininde verilecek mücadelede ve sevgide.
Sevgi, herkesin layık olduğu bir değer değildir.
Düşmanlaştırmadan, ayrıştırmadan kucaklayabilmektir çare. Halkı karşılıksız sevmektir örneğin. Oysa hainler sevilmez. İhanetin de elbette bir bedeli olacaktır. Siyasi çürümüşler mezarlığı gibi tıpkı.
Ve kazanan, sonunda sol göğsünün altındaki cevahiri karartmayanlar olacaktır.