Ben gazeteciyim. İşim soru sormak. Kamu adına konuşmak. Vatandaşın aklındaki soruları dile getirmek. Hele ki konu kamu parasıysa, hele ki konu bir ilçenin geleceğiyse susmam da mümkün değil, geri adım atmam da.

Günlerdir Karataş Belediyesi ile ilgili çok ciddi iddialar konuşuluyor. Canlı yayında da söyledim, burada da tekrar ediyorum: Bu iddialar öyle kulaktan dolma, dedikodu türünden şeyler değil. Belgeler var, faturalar var, ortada cevap bekleyen sorular var.

Aylardır aynı firmalara kesilen faturalar…Elektronik Kamu Alımları Platformu yani EKAP dururken eski usullerle yürüyen işler…Ve en dikkat çekici konu: Faturalarda yer alan bir cep telefonu numarası.

Bu telefon numarasının belediye başkanının yeğenine ait olduğu söyleniyor. Üstelik kendisinin belediyede imza yetkisi de yok. O halde soruyorum: İmza yetkisi olmayan bir kişinin telefonu neden belediye faturalarının üzerinde yer alır? Bu kişi bu sürecin neresindedir?

Bunlar cevap verilmesi gereken sorulardır. Çünkü konu şahsi mesele değildir; konu kamu meselesidir.

Karataş sıradan bir ilçe değildir. Doğasıyla, sahilleriyle, turizm potansiyeliyle çok daha ileriye gitmesi gereken bir yerdir. Geçtiğimiz yıl caretta carettaların yuvalama alanlarını korumak için bir proje hazırladık. Üsküdar Belediyesi’nin sponsorluğunda yapılabilecek bir projeydi. Karataş’a değer katacak bir çalışmaydı.

Projeyi Karataş Belediyesi’ne sunduk. “Çok güzel bir proje” dediler. Ama sonra telefonlara bile bakılmadı.

Şimdi insan ister istemez soruyor:Bu işi de mi birilerine yaptırdınız?Yoksa ücretsiz yapılabilecek bir projeyi ücretli hale mi getirdiniz?

Bugün Karataş’ta konuşulan tek şey hizmet değil. Artan şikayetler var. CİMER’e yapılan başvurular var. Sosyal medyada dolaşan iddialar var.

Hatta bazı paylaşımlarda Adana Büyükşehir Belediyesi’nin gönderdiği taziye çadırı, masa ve sandalyelerin Karataş Belediyesi tarafından alınmış gibi gösterildiği bile yazılıyor.

Bunlar ağır iddialardır.

Ben kimsenin düşmanı değilim. Ama Karataş’ın da sahipsiz olmadığını herkes bilsin.

Bir şeyi de açıkça söylemek zorundayım. Bu belediye seçimleri kazanırken Karataş’ta esen rüzgârı herkes biliyor. Bu rüzgârın arkasında Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar vardı. Genel Başkan Özgür Özel’in de size olan güveni vardı.

Ama bugün ortaya çıkan tablo en çok onlara zarar veriyor.

Kimsenin CHP’ye, Zeydan Karalar’a ya da Özgür Özel’e böyle bir yük bindirmeye hakkı yok.

Karataş’ta önceki dönem belediye başkanı Necip Topuz’un Ankara’dan yatırım kovalamadığını söyleyebilir miyiz? Altyapı yatırımları, kütüphane, gençlik merkezi… Bunlar bu ilçeye kazandırılmış işlerdi.

Bugün Karataş’ta insanlar hizmet görmek istiyor.Yatırım görmek istiyor.Değişim görmek istiyor.

Ama konuşulan şeyler fatura tartışmaları olunca insanın içi acıyor.

Ben buradan Karataş Belediye Başkanı Ali Bedrettin Karataş’a açık çağrıda bulunuyorum:

Çıkın ve konuşun.Bu iddiaları açıklayın.Belgeleri ortaya koyun.

Sessizlik hiçbir şeyi çözmez. Tam tersine şüpheleri büyütür.

Karataş küçük bir ilçe olabilir ama herkes birbirini tanır, herkes her şeyi duyar. Bu yüzden en doğru yol şeffaflıktır.

Beş yıl boyunca gerçekten hizmet ederseniz Karataş’ın çehresi değişir. İnsanlar da sizi hayırla anar.

Ama eğer bu sorular cevapsız kalırsa, o zaman Karataş’ın konuşacağı şeyler hizmet değil, hep bu iddialar olacaktır.

Ben gazeteciyim. Bugün de soruyorum. Yarın da sormaya devam edeceğim.