Gazetecilik; halkın doğru bilgiye ulaşmasını sağlayan, kamu adına soru soran ve denetim görevini yerine getiren onurlu bir meslektir. Ancak ne yazık ki son yıllarda bu kutsal mesleğin adını kullanarak kişisel çıkar peşinde koşan, gazeteciliği kamu yararından uzaklaştıran anlayışlar da görülmektedir.

Yerel yönetimlerin, kendisini “gazeteci”, “radyocu” ya da “televizyoncu” olarak tanıtıp kamu kurumları üzerinde baskı kurmaya çalışan veya etik dışı yöntemlerle menfaat sağlamaya çalışan kişi ya da yapılara karşı taviz vermemesi gerekir. Böyle davranışlar varsa, bunların hukuk çerçevesinde değerlendirilmesi gerekir. Gazetecilik kimliği hiç kimseye ayrıcalık ya da baskı kurma hakkı vermez.

Gazetecilik yalnızca bir kamera tutmak, bir internet sitesi açmak ya da bir mikrofon uzatmaktan ibaret değildir. Bu meslek bilgi, birikim, kültür, görgü, nezaket ve en önemlisi sorumluluk ister. Mesleğin ağırlığını taşıyamayan, etik ilkeleri benimsemeyen, kamuoyuna doğru ve nitelikli bilgi sunma sorumluluğunu yerine getiremeyen kişilerin medya kuruluşu sahibi ya da gazeteci sıfatıyla toplumun karşısına çıkması, gerçek basın emekçilerinin yıllarca verdiği emeğe zarar vermektedir.

Oysa gerçek gazeteciler; haberin peşinde koşan, doğruluğu esas alan, kalemini vicdanıyla kullanan insanlardır. Onların en büyük sermayesi güvenilirliktir. Basın meslek ilkelerini hiçe sayan her davranış ise yalnızca kurumlara değil, gazetecilik mesleğinin itibarına da zarar verir.

Bu noktada en büyük görevlerden biri de meslek örgütlerine düşmektedir. Özellikle Çukurova Gazeteciler Cemiyeti’nin, meslek etiğini koruma, gazetecilik kisvesi altında hareket eden ancak etik değerlere uymayan kişiler konusunda duyarlılığı artırma ve gerçek basın emekçilerine hak ettikleri değerin verilmesi yönündeki çalışmalarını daha da güçlendirmesi, mesleğin geleceği açısından büyük önem taşımaktadır.

Adana, güçlü ve bağımsız bir yerel basını hak ediyor. Belediyelerle basın arasındaki ilişki; karşılıklı saygı, şeffaflık ve kamu yararı temelinde yürütülmelidir. Ne kamu kaynakları kişisel çıkarların aracı olmalı ne de gazetecilik kimliği bir baskı unsuruna dönüştürülmelidir.

Çünkü işimiz gerçekten gazetecilikse, en büyük gücümüz tehdit değil; kalemimizdir. En büyük referansımız ise kamuoyunun bize duyduğu güvendir. Gerçek basın emekçilerine hak ettikleri değer verildiğinde, etik gazetecilik güçlenecek; mesleğin adını kişisel çıkarları için kullanan anlayış ise toplum nezdinde karşılık bulamayacaktır. Gazeteciliğin itibarı, ancak etik değerleri savunanların omuzlarında yükselebilir.