Son günlerde bana en çok sorulan soru şu:
“Neden Anatolia Rotary Kulübü’nden istifa ettiniz?”
Cevabım net: Ben Rotary’den değil, Anatolia Rotary Kulübü’nde karşılaştığım yönetim anlayışından istifa ettim. Çünkü mesele bir kurumdan ayrılmak değil, ilkelerden taviz vermemektir.
Öncelikle şunun altını çizmek isterim. Bu yazı ne Rotary hareketine ne de sivil toplum kuruluşlarına yönelik bir eleştiridir. Tam aksine, yıllardır sivil toplumun içinde yer alan biri olarak Rotary’nin dünyada ve ülkemizde gerçekleştirdiği hizmetleri takdir ediyor, güçlü sivil toplumun güçlü toplumların vazgeçilmez unsuru olduğuna inanıyorum.
Ancak bir kurumun büyüklüğü, eleştiriyi susturmasında değil; eleştiriye kulak verebilmesindedir.
Sivil toplum kuruluşları dürüstlüğün, şeffaflığın, liyakatin ve topluma hizmet anlayışının temsilcisi olmak zorundadır. İnsanlar bu yapılara makam veya unvan için değil, topluma fayda üretmek için katılır.
Ben de bu inançla bu kulüpte görev aldım, emek verdim ve sorumluluk üstlendim. Ancak zaman içinde temsil edilmesi gereken değerlerle yaşananlar arasında ciddi bir uçurum olduğunu düşündüm. Bana göre liyakat yerine kişisel yaklaşımların öne çıktığı, özeleştirinin yeterince yapılamadığı ve farklı görüşlerin gerektiği ölçüde değerlendirilemediği bir ortamda bulunmaya devam etmek, kendi ilkelerimle bağdaşmıyordu.
Bir kurumun gerçek itibarı; düzenlediği davetlerle, çekilen fotoğraflarla ya da verilen unvanlarla değil, içeride adaleti, şeffaflığı ve güveni ne kadar yaşatabildiğiyle ölçülür.
Benim istifam tek başına değerlendirilmemelidir. Gözlemlediğim kadarıyla, geçmiş dönemlerde bu kulübe emek vermiş bazı başkanların da ayrılmayı tercih etmiş olması üzerinde samimiyetle düşünülmesi gereken bir durumdur. Elbette herkes kendi adına konuşur ve ayrılık gerekçesi kendisine aittir. Ancak yıllarını aynı kuruma vermiş insanların farklı dönemlerde ayrılması, kurumun kendi içine dönerek şu soruyu sormasını gerektirir:
“İnsanlar neden gidiyor?”
Bu soruya cesaretle cevap verilmeden yapılan her değerlendirme eksik kalacaktır. Gerçek liderlik, eleştirenleri susturmak değil; eleştirilerden ders çıkarabilmektir.
Bugün toplumda sıkça şu soruyla karşılaşıyoruz:
“Neden insanlar yerli ve milli STK’lar varken yabancı menşeli kuruluşlara yöneliyor?”
Bence cevabın önemli bir kısmı güven meselesidir. İnsanlar tabelalara değil, güvene; söylemlere değil, uygulamalara; rozetlere değil, karaktere değer verir.
Bir STK; şeffaf, hesap verebilir ve liyakati önceleyen bir anlayışla yönetildiğinde büyür. Bunlar zayıfladığında ise en büyük zararı kurumun itibarı görür.
Sessizlik her zaman nezaket değildir. Bazen sessizlik, yanlışın devam etmesine izin vermektir. Ben yanlış gördüğüm konularda susmayı tercih etmedim. Çünkü inandığım değerler; dostluk kadar dürüstlüğü, nezaket kadar adaleti ve vicdanı da gerektiriyor.
İstifa etmek benim için bir kırgınlık değil, ilkelerimin doğal sonucuydu.
Yerli ve milli sivil toplum kuruluşlarımız güçlenmelidir. Rotary güçlenmelidir. Ama bunun yolu; eleştiriden korkmayan, hesap verebilen, özeleştiri yapabilen ve liyakati esas alan bir yönetim anlayışından geçer.
Belki de bugün Anatolia Rotary Kulübü’nün en çok ihtiyaç duyduğu şey yeni üyeler değil; önce kendi içine dönüp samimiyetle bir özeleştiri yapabilmesidir. Çünkü özeleştiri yapabilen kurumlar büyür, yapamayanlar ise güven kaybeder.
Ben bu yüzden istifa ettim.
Rotary’den değil, değerlerimle bağdaşmadığını düşündüğüm bir yönetim anlayışından ayrıldım.
Çünkü hiçbir rozet, hiçbir makam ve hiçbir unvan; insanın vicdanından daha büyük değildir.
Ben rozetimi bıraktım.
Ama değerlerimi değil.