İçi boş orta vadeli programlar, enflasyon, yoksulluk ve açlık sınırı hesaplamaları, TÜİK rakamları, asgari ücret ve emekli maaşlarının utancı da aşıp insan onuruna yakışmaz hale getirilmesi, fon vurgunu ve hiç durmaksızın yalan söyleyen rakamlar…

**

Ama olsun… Türkiye Petrollerinin günlük üretimini 1 milyon varile çıkaracakmışız, ülkemiz petrol ile doğal gazda kendi kendine yetecek. Savunma sanayinde devrim yapıyoruz. İşsizliği 2029'da yüzde 7,6 seviyesine indirmeyi hedefliyoruz. Gönül köprüleri kuruyoruz.

**

Pazar yerlerinde çürük sebze meyve topluyorlar, birileri ağlayarak… Emekli için simit çay bile lüks oldu. Bir emekli intihar etti. Kamu zararları var, kapanan iş yerleri, iflaslar… Denetimsizlik, iş cinayetleri, cari açık…

Ama olsun; biz artık dünyanın 16'ncı, Avrupa'nın ise 6'ncı en büyük ekonomisiyiz.

Hem belediye başkanları da birer birer iktidar tarafına geçiyor. Her yıl ekonomimiz büyüyor işte.

**

Dışa bağımlıyız, tarım alanlarımız daralıyor, ithalat rakamları uçuyor, çiftçi tarımdan kopuyor, öğrenci eğitimden…

Ama olsun; artık beka sorunumuz yok.

Nur topu gibi butlanımız da var artık.

Yeniler, ön seçim yaptı. Akın akın sandık başına gittiler.

Butlan ise atamaları bile tamamlayamadı hâlâ.

**

Her şeye rağmen gerçeğin peşinde inançla yürümekten başka yok bir çare.

Örgütlü mücadelede işte çare. Ve yenmekte yalanı. Yalanı yenmeden hiçbir şeyi yenemez insan.

Tıpkı Nazım Hikmet’in dediği gibi:

herkes yalan söylüyorsa,

elleriniz balçık gibi itaatli,

elleriniz karanlık gibi kör,

elleriniz çoban köpekleri gibi aptal olsun,

elleriniz isyan etmesin diyedir.

Ve zaten bu kadar az misafir kaldığımız

bu ölümlü, bu yaşanası dünyada

bu bezirgan saltanatı, bu zulüm bitmesin diyedir.