2026’ya hoş geldin demek isterdik; dayanışmanın ve refahın arttığını söyleyebilseydik…
Emeğin değer kazandığı,
Emekli ve asgari ücretlinin rahat nefes aldığı,
İşsizliğin değil istihdamın arttığı,
Türk Lirası’nın güçlendiği,
Yoksulluk ve enflasyonun azaldığı,
Kiracıların ve konut sahibi olamayanların huzur bulduğu bir tabloyu ne yazık ki göremedik. Kredi borçları yükseldi, idari takipler arttı.
Ekonomiyi yönetenlerin geniş halk kesimlerini gözeten kararlar almasını, muhalefetin ise halkın yararına umut veren bir duruş sergilemesini bekledik. Bunun yerine, eğlence ve sözde etkinliklerle zaman kaybedildi.Borç için müracaatlar, eldekileri satmaları izledik.
Açıklanan asgari ücret artışı (%27), emekliye yapılacak zammın da aynasıdır. Bu oran, enflasyonun altında kaldığı için gerçekte “0 ZAM " anlamına gelmektedir. Asgari ücretli ve emekliler reel olarak zam almamış, gelirleri geçmiş yılların bile gerisine düşmüştür.
Öte yandan altın, gümüş ve bakır gibi kıymetli madenler; yapay zekâ, elektrikli araçlar ve sanayinin talebiyle yükselişini sürdürdü. Yüksek konut faizleri ve artan maliyetler ise konut satışları olumsuz etkiledi. TOKİ'nin başlattığı konut hamlesinin olumlu neticelenmesini umuyorum.
Her şeye rağmen;
Yeni yılın uzlaşının, barışın ve umut dolu bir yaşamın kapısını aralamasını diliyorum.