Selahattin Pınar (22 Ocak 1902, Denizli - 6 Şubat 1960, İstanbul), klasik Türk müziği bestecisi
Türk musikîsi, insanın iç dünyasını en yalın hâliyle anlatan büyük bir dildir. Bu dilin en içli konuşan ustalarından biri de Selâhattin Pınar’dır. O, musikîyi süslemek için değil, yaşadığını anlatmak için bestelemiştir.
Selâhattin Pınar, müziğe duyduğu tutkuyla babasının hukukçu olma isteğine karşı çıkıp sanat yolunu seçmiş; ut ve tamburuyla gönüllere dokunan eserler vermiştir. Bu naif, derin sanatkâr ruhu ona “Türk musikisinin aristokratı” diyenlerin sözünü boşa çıkarmaz.
Pınar’ın yaşamında unutulmaz bir aşk vardır: Afife Jale…
Türk tiyatrosunun ilk Müslüman kadın oyuncusu olan Afife Jale ile yolları sanat dolu bir dünyada kesişti. İkisinin de gençliklerinde sanat tutkusu büyük bir ateş gibiydi ve bu ateş onları 1929’da birbirlerine bağladı; ailelerin karşı çıkmasına rağmen evlendiler.
Ancak bu aşk, masallardaki huzurla değil, şehrin sessiz acılarıyla sürdü. Afife Jale’nin sahneden uzaklaşması ve morfin bağımlılığı evliliklerini derinden sarstı. Bir gün Pınar’ın anahtar deliğinden baktığı o odada Afife’nin uyuşturucu kullandığını görmesi, aşkın sarhoş edici ilk günlerinden çok uzaktı. Pınar, onu yargılamak yerine merhametle bağlanmayı seçti; ancak bu da ilişkilerinin çalkantılarını dindiremedi.
Yıllar geçtikçe genç çiftin hikâyesi trajediye dönüştü. 1935’te boşandılar ve Afife Jale, tiyatronun dışında büyük bir yalnızlıkla baş başa kaldı. Sanatçı dostlarının desteğiyle yatırıldığı Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’nde 24 Temmuz 1941’de hayata veda etti. Mezarı zamanla unutuldu; ancak adı tiyatro tarihine kazındı.
Selâhattin Pınar ise Afife ile yaşadığı o derin aşkı hiç unutamadı. Bu tutkulu ve acılı bağdan doğan eserleri, aşkın yalnızlığını, kavuşamamanın hüznünü ve gönüldeki sessiz çığlığı notalara döktü.
Dinleyen, onun bestelerinde kendi yalnızlığını, özlemini ve ayrılık acısını bulur: aşk, bu eserlerde çoğu zaman kavuşmaktan çok bekleyiştir.
Pınar’ın besteleri, yalnızca kulakları değil, doğrudan kalpleri titreten bir hüzün taşır. Onun için aşk, sadece bir duygu değil, yaşanmış, acıyan ve hâlâ yankılanan bir destandır. Zaman geçse de eserleri eskimez; çünkü anlattığı şey modalar değil, insan ruhudur.
Türk musikisin de çok bilinen ve sevilen Selahattin Pınar besteleri şunlardır .
1-Ne Demiştin Niçin Caydın
2- Söndü Yadımda Akisler Gibi
3-Bir Bahar Akşamı Rastladım Size
4-Yalancıdır Hep Aynalar Gir Kalbime Gör Kendini
5-Ne Gelen Var Ne Haber Var Gün Uzak Yollar Uzak
6-Nereden Sevdim O Zalim Kadını
7-Gecenin Matemini
8-Aşkınla Sürünsem
9-Aylar Geçiyor Sen Bana Hala Geleceksin
10-Anladım Sevmeyeceksin Beni Sen Nazlı Çiçek
11-Beni De Alın Ne Olur Koynunuza Hatıralar