ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’a ‘zorla barışı ve demokrasiyi getirme çabaları (!) günlerdir konuşulan bir şey.Halkı sokağa dökme ve yıldırma stratejisi görünüşe bakılırsa pek bir işe yaramadı,bu kez İran sınırına yaptığı yığınaklarla, savaş gemileri ile tehdide başladı.
AB’nin de desteğini arkasına alarak İran’a sözde dayatma paketinin iç yüzünde füze menzil programını sınırlandırma,zenginleştirilmiş uranyumun teslimatı ve nükleer programın sonlandırılması var.İran cephesinin bu geri çekilmeye ve teslimiyete pek niyeti yok gibi ama.12 gün Savaş’ından gerekli dersleri çıkaran İran deyim yerindeyse teyakkuzda,tetikte bekliyor.Bir daha yaş tahtaya basmama gayretindeler.Herhangi bir saldırı başlatılırsa karşılığını mutlaka veririz taktiğindeler.
Olası bir savaşın etkileyeceği en kritik yerlerden biri olan Hürmüz Boğaz’ında İran’ın gerçek mühimmatlarla gerçekleştirdiği tatbikat ile aslında net bir mesaj verildi; Hürmüz İran’ın hakimiyeti altındadır ve öyle de kalacaktır.Bu boğaz öylesine hayati bir öneme sahip ki günlük 21 milyon varil petrolün transit geçişine tanıklık ediyor,yani dünya petrol ticaretinin %37’si.Boğazın savaş sebebiyle kapanması,ekonomik anlamda dünya petrol akışını kaosa sürükler.
Hiçbir savaş hukukuna sığmayan,had ve sınırları aşan,binlerce kilometre uzaktan gelip bağcıyı yerinden etmek isteyen ABD’nin,Venezuela’dan sonra İran’a çökmek istemesinin altında iki neden var;birincisi,İran’ın sahip olduğu petrol ve doğal gaz yatakları,ikincisi ki bana göre en önemlisi,petrol ve enerji ithalatının büyük bir kısmını İran’dan tedarik eden Çin’e ,Venezuela baskınından sonra bir darbe de İran saldırısı ile indirmek.Şüphesiz,ABD’nin 2026 Ulusal Güvenlik Strateji Planlamasında kendine rakip gördüğü düşmanlardan birisi de Çin.
Olası bir ciddi savaştan Trump ve Netenyahu’nun yara almadan çıkması zor gibi görünüyor.İkisinin de seçime gireceğini düşünürsek,telafisi olmayan bir tokat yiyebilirler.Yakın zamanda Afganistan’ı unutmasınlar.