Şeflik bir unvan değildir.

Şeflik; bilgi, birikim, sorumluluk ve liyakat gerektiren ciddi bir müzik disiplinidir.

Elinde bir baton bulunması, bir topluluğun karşısında durmak insanı kendiliğinden şef yapmaz. Şeflik; eseri bilmekten önce müziği anlamayı, müziği anlamaktan önce ise onu doğru yorumlayabilecek bir birikime sahip olmayı gerektirir.

Bir koro şefi, yalnızca eserin temposunu veren kişi değildir. Bestecinin düşüncesini, eserin karakterini, makamını, usulünü, nüansını ve ruhunu koruyarak onu koristlerine aktarabilen kişidir.

Şef, koronun önünde değil; koronun sorumluluğunun önündedir.

Bu nedenle şeflikte gösterişten çok bilgi, makamdan çok liyakat, otoriteden çok güven önemlidir.

Koro yönetmek, insan yönetmek değildir.
Koro yönetmek, insan seslerini ortak bir sanat anlayışında buluşturmaktır.

Her koristin ses rengi, müzikal anlayışı, teknik yeterliliği ve algısı farklıdır. Şefin görevi, bu farklılıkları bastırmak değil; onları doğru bir müzikal bütünlük içinde birleştirmektir.

İyi bir şef gerektiğinde disiplinli olmalı, gerektiğinde hoşgörülü davranmalıdır. Fakat her durumda adil, ölçülü ve profesyonel kalmalıdır.

Çünkü şefin gerçek otoritesi yüksek sesinden değil, bilgisinden ve davranışındaki tutarlılıktan doğar.

Bugün müzik dünyasında zaman zaman şeflik kavramının yalnızca bir sıfat gibi kullanılmasına tanık oluyoruz. Oysa şeflik; yılların müzik birikimini, repertuvar bilgisini, sahne tecrübesini, pedagojik yaklaşımı ve sürekli kendini geliştirme sorumluluğunu beraberinde getirir.

Benim anlayışımda şeflik, “Ben şefim” demekle değil, şefliğin gerektirdiği sorumluluğu taşımakla anlam kazanır.

Çünkü sanat, unvanı değil; emeği, bilgiyi ve ortaya konulan değeri hatırlar.

Bir şefin en büyük başarısı, kendisini öne çıkarması değil; korosunu müzikal olarak daha ileri bir noktaya taşımasıdır.

Ve unutulmamalıdır:

Şeflik bir koltuk değil, bir emanet; bir gösteri değil, bir sorumluluk; bir unvan değil, ömür boyu sürdürülen bir müzik disiplinidir.

sevgi ve saygılarımla ..