Varlıklarımızın üzerinden kurguluyoruz yaşamlarımızı doğal olarak.
Hep var olduğumuzu sanırız.
Neredeysek oradayız.
Varlığımız ölünce kurgumuz biter.
Var mıydık, yok muyduk?
Tıpkı var mısın yok musun gibi.
Nefes alıyoruz ya, yeter!
Konuşuyorsak varız, gerisi teferruat.
Nasıl konuştuğumuzun önemi yoktur. Nereden, nasıl geçtiğimizin de bir değeri yok. Yalanların içinde kaybolmamıza da aldırmıyoruz. Doğruyla yanlışı karıştırmalarını da ciddiye almıyoruz.
Yaşıyoruz işte, hamdolsun.
Aşka da boş zaman işi olarak bakıyorsak, bir insancıllıktan daha kurtulduk demektir.
Nasıl yaşadığımızın, bize neleri müstehak gördüklerinin de önemi yok.
Bizim elimizde Kur’an, dilimizde de Allah, çok şükür, bu yeter.
Onların elinde para.
Güç ise onlarda; ordu, yargı onlarda, bizde bir şükür.
Buna da şükür.
Biz tesbih tanelerini “Allahuekber” diye çekerken, onlar para makineleriyle dolar sayıyorlar, buna da şükür demeden.
Biz vatan için hakiler içinde nöbette donarken, çölde yakılırken, onlar petrol varillerini alt alta topluyorlardı.
Biz ölümü yaşarken, öte dünyadaki cennetin kapılarını açmak için anahtar derdine düşerken, ibadetten ibadete koşarken, bu dünyayı zerre kadar yaşayamıyoruz.
Ne sanatı tadıyoruz ağız tadıyla, ne de sevişmeleri…
Yine kendinle kavga ettim bu sabah. Hadi gel de yazma sevişmeleri; hayal etmeden duramıyorum tokluğu.
Gözlerimi faltaşı gibi açtım, onu götüreceğim yeri hissettim. Kaybolanı, unutulanı bulmaktı marifet. Onun bakışıydı bana dokunan; benziyorduk birbirimize. Uzakta değil, ondandım; her insanda bana rastlaması bundandı.
Ondan başka kime âşık olabilirim ki?
Unuttum! Gel de anımsa!
Günlük hayatta kelimeleri yan yana getirdim, yüksek perdeden konuşarak; gördüm dağılan güvensizlikti, saflarda buluşan bizdik, başarıya dönüşen başarısızlıklarımızdı tarikatların avlusundan çıkınca.
Nefes aldığı ev, onu görenler, sesini duyanlar ne kadar da şanslıymış.
Aşkı yaşayanların ihtiyarlamayı unutmasının altında yatan Alzheimer olmaları değilmiş; unutmalarıymış puşt olmayı.
Cini taşlayanlardı cin olanlar, bundandı bize Pollyanna olun demeleri.
Biliyor musunuz, sızınca içime aşk öncesini anımsadım, sonrasını yaşıyorum.
Gölge etmesin Gülenler, Menziller.
Kelimelerimin karnı burnunda; sen yokken keskin bir ayaz yalnızlığım.
Yaprak düşer, kış üşür, taş donar, mevsimler göçer, bayraklar indirilir; ama bayraklara anlam veren insandır. Biz yaşamazsak Tanrı da ölür.
Müsait olmadığında da ara, heyecanlan; müsait olmadığında da gel, sev; müsait olmadığımda da cinlerin cinleri taşlamasına gülelim.
Varsın gaybana gecelerin sahibi anti-cumhuriyetçiler olsun, bize sevmek yeter.
Hani bazen insan kendisini öyle özler ya; yer gök kendisi kokar, insan kokar. O yerdeyiz.
Birleşik sevgi yener; o yerde toplanmalı.
O yerde ancak çığ olabiliriz, dört mevsime sarılabilir, iki yakamız bir araya gelir.