Henüz yolun sonuna ulaşmadım. Adım henüz hiçbir listede yazmıyor. Hayalini kurduğum hayat hâlâ biraz uzağımda duruyor. Ama garip bir huzurum var; çünkü biliyorum ki insanı bulunduğu yer değil, uğruna mücadele ettiği şey tanımlar.
Her sabah aynı hedef için uyanıyorum. Her gün, dünün üzerine bir tuğla daha koymaya çalışıyorum.
Bazen sayfalar ilerliyor, bazen tek bir cümle bile zihnime yerleşmiyor.
Bazen yorgunluk, bazen umutsuzluk, bazen de “Acaba yapabilecek miyim?” sorusu omuzlarıma çöküyor.
Ama hiçbir soru, içimdeki “Devam et.” sesinden daha güçlü olamıyor.
Hayat bana hiçbir zaman kısa yollar vaat etmedi. Sürekli bunun için sitemler etsem de; şimdi düşününce iyi ki de etmedi diyorum. Çünkü kolay kazanılan şeylerin insana kattığı pek az şey olduğuna inanıyorum.
Oysa emek bambaşka…
Emek, insanın yalnızca bilgisini değil; sabrını, iradesini, karakterini ve ruhunu da yoğuruyor. Her tekrar, her vazgeçmeyiş, her uykusuz gece beni sadece hedefime değil, olmak istediğim insana da biraz daha yaklaştırıyor.
Tırnaklarımla kazıya kazıya ilerlemenin nasıl bir his olduğunu biliyorum.
Kimsenin görmediği mücadeleler, alkış almayan fedakârlıklar, sessizce edilen dualar… İnsan bazen en büyük savaşını kendi zihniyle veriyor.
Pes etmek için binlerce sebebin olduğu ama devam etmek için tek bir umudun yettiği anlarım oluyor ama ben o umuda tutunmayı seçiyorum.
Belki bugün kimse benim ne kadar çabaladığımı bilmiyor.
Belki verdiğim emeği yalnızca ben görüyorum. Ama bunun bir önemi yok.
Çünkü bazı mücadeleler başkalarına görünmek için değil, insanın kendine verdiği sözü tutabilmesi için verilir.
Ben bu yolculuğa birilerine bir şey kanıtlamak için çıkmadım.
Kendime, gerçekten isteyince vazgeçmeyen biri olduğumu göstermek için çıktım.
Artık şunu biliyorum:
Başarı yalnızca ulaşılan bir nokta değildir. Başarı, her düştüğünde yeniden ayağa kalkabilmektir. Yorulduğunda dinlenip yine yürümek, korkularına rağmen devam edebilmektir.
Çünkü insanı zirveye taşıyan şey yeteneği değil, vazgeçmemekteki ısrarıdır.
Bir gün bu yol bitecek.
O gün geldiğinde elimde sadece bir sonuç olmayacak.
Geriye dönüp baktığımda; uykusuz gecelerimi, gözyaşlarımı, umudumu, sabrımı ve inancımı göreceğim.
Ve belki de en çok bununla gurur duyacağım. Çünkü o başarı bana verilmiş olmayacak; ben onu, tırnaklarımla kazıya kazıya almış olacağım.
Ve bu satırları okuyan, sessizce kendi savaşını veren herkese bir sözüm var:
Lütfen kendinizden vazgeçmeyin. Belki bugün yorgunsunuz, belki kimse emeğinizi görmüyor, belki içinizden her şeyi bırakıp gitmek geçiyor. Ama unutmayın; en karanlık geceler, güneşe en yakın olan gecelerdir.
Bir gün dönüp bugüne baktığınızda, sizi gururlandıracak olan yalnızca başarmış olmanız değil, o başarı uğruna gösterdiğiniz cesaret olacak.
Dilerim hepimiz, bir gün gözlerimiz dolarak “İyi ki vazgeçmemişim.” diyebileceğimiz sabahlara uyanırız.
Çünkü bazı hayaller geç kalır ama asla yolunu kaybetmez; yeter ki onları taşıyan yürek vazgeçmesin.