Zaten üşenmeye meyil arıyordu insanoğlu,bu yapay zeka robotları tam imdadımıza yetişti,hem de nasıl…Sıkıntılarımızı,ihtiyaçlarımızı bile bu dijital algoritmalar tahmin edip bize yolumuzu gösterecekse,ihtiyaçlarımıza kadar yapay zeka bilecekse o zaman vay halimize! Ama işin sonunda programlaşan,makinelere benzeyen biz olacağız gibi ya haydi hayırlısı…

Sevgi ve saygının yok sayıldığı,kale bile alınmadığı hatta yük gibi görüldüğü bir ortamda yapay zekanın hoppa bir şekilde en büyük eksiklikmiş gibi masanın ta ortasına konulması üzerinde durulması gereken ciddi bir mesele.

Teknoloji adeta zaman ile yarışıyor,her gün,her an onlarca yeni cihaz ve yapay zeka ürünü yazılımlar ile tanışıyoruz ama gerçek şu ki bütün bunlar birer mucize değil,küçümsenecek oyuncaklar da değil.Bizim onları ne hale getirdiğimiz ya da getireceğimiz önemli.Yani demem o ki aklımızın ve niyetimizin bir yansıması,doğru kullanırsak işimiz basitleşir,yanlış kullanırsak önce vücudumuz sonra zihnimiz tembelleşir.Sosyal medya ve benzeri platformlarda olduğu gibi elimize yüzümüze bulaştırırsak eğer var olan yeteneklerimiz ve yaratıcılığımızın da kaybolması aşikar.

Ressam boyanın,tuvalin kokusunu alacak çizerken,fırçanın sesini duyacak; şair duygularını yorumlarıyla yoğuracak,arzuları şelale edecek sözcükleri kağıda dökerken,müzisyenler,şarkılara anlam yükleyen bestelerine o güzelim ilhamlarını katacaklar. Monoton sesli bir robota bütün bunların hepsini hiçbir duygu şöleni yaşamadan yaptırmak,hazırdan iyi fakat insan yorumu eksik,düz bir ürün elde etmek kısa yoldan iyi bir iş bitirme projesi gibi görünse de insanları bir hayli tembelliğe ve hazırcılığa alıştırıyor.Düşünün ki ilk okul çocukları bile ailesinden bihaber ödevlerinin çoğunu kafa yormadan,işlem yapmadan kestirmeden yapay zekaya yaptırıyor.

Binmişiz bir alamete ya hayırlısı…Dijital çağın bir parçası olarak üretmeye,öğrenmeye ve gelişmeye çabalarken bir gün bir algoritmanın gelip bütün bu çabayı gereksiz kılması fikri çok ürkütücü.