Zaman her şeyi unutturur dediler,acısı geçer zamanla sandılar amma velakin ateş her zamanki gibi düştüğü yeri yaktı,yaktı da kor hala geçmedi.Asrın felaketinin üzerinden 3 yıl geçmesine karşın,deprem şehitlerimizin anıları,bıraktığı izler,videolar,ses kayıtları,yardım çığlıkları hala kulakları çınlatıyor.
Aradan geçen 3 yılın ardından,yürekler yanmaya,canlar acımaya devam etse de,birbiri ardına inşa edilen deprem konutları,restore edilen binalar,yıkılmış şehirlerin yeniden ayağa kaldırılan,canlandırılan caddeleri,bir nebze olsun depremin bıraktığı somut izleri gözle görünmez kıldı.Fakat neredeyse 1.5 dakika süren bu korkunç felaketin zihinlerde bıraktığı travma uzun sürecek gibi,hala yüksek binalara girerken,geceleri battaniyeyi üstümüze çekerken bir tedirginlik yaşıyoruz.
Yaşadık,gördük ve tecrübe edindik.Tıpkı Gölcük,Erzincan ve Van depremlerinde olduğu gibi.Her felaketten sonra aynı şeyleri konuştuk,’Bu son olsun ‘ dedik,’artık önlem alalım dedik’,ve sonra…Yine unuttuk.Ve gördük ki afetler ile anlık mücadeledeki hızımız yeterli değil.Çünkü deprem,sel ve yangın gibi felaketler ile mücadelede zaman ile yarış çok mühim bir mesele.Bir bakanlık ve STK kuruluşları belli ki yetmiyor.Bürokratik hızımız kadar sahadaki eylem müdahalesinin hızı da önemli.
Mühim meselelerden birisi de deprem olduktan sonra değil deprem olmadan önce ne yapmamız gerektiğimiz.Çünkü tedbirsiz inşa etmeye,önlem almadan yaşamaya devam edersek biliniz ki gelecek de geçmişin aynısı olacak.Bir deprem ülkesinde yaşıyor olduğumuzu asla aklımızdan çıkarmayalım.Şunu asla unutmamalıyız ki ülkemizde deprem gerçeği sadece 6 Şubat ile sınırlı kalmamalı.