Son dönemde hepimizin gururla ve heyecanla takip ettiği millî muharip uçağımız KAAN için bir şey söylesem, ilk anda kulağa tuhaf gelebilir:
KAAN’ın altında Thomas Edison’un imzası var desem şaşırır mıydınız?
İlk refleks “abartı” demek olabilir. Ama acele etmeyelim. Gelin, meseleyi biraz geriden alalım.
KAAN’ın ilk üretim aşamasında iki adet prototip uçağın üretildiği biliniyor. Yapılan son anlaşmalarla birlikte Eylül 2025 itibarıyla 10 adet F110-GE-129E motorunun teslim alındı.
Buradaki “GE” kısaltması basit bir teknik detay değil; doğrudan General Electric demek.
Ve kritik nokta şu:
KAAN’ın motorları bugün itibarıyla millî üretim değil. General Electric motorları kullanılıyor. Basında yer alan bilgilere göre, bu ilk 10 motorun ardından 80 adet daha motor alımı için görüşmeler sürüyor. Bu konfigürasyonla uçan KAAN, 4,5 nesil donanımıyla adlandırılıyor.
Asıl hedeflenen KAAN beşinci nesil özelliklerine ulaşması hedefleniyor ve motorun, TEI (TUSAŞ Motor Sanayii A.Ş. – TUSAŞ Engine Industries Inc.) tarafından geliştirilen yerli motorla kullanılması planlanıyor. Yani motor meselesi, KAAN projesinin tam merkezinde duruyor.
Buraya kadar tablo net.
Ama asıl ilginç kısım şimdi başlıyor.
Motoru konuşuyorsak, TEI’ye bakmadan geçemeyiz. TEI, 1985 yılında Türk Havacılık ve Uzay Sanayii A.Ş., General Electric Aerospace, Türk Silahlı Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfı (TSKGV) ve Türk Hava Kurumu (THK) ortaklığıyla kurulmuş bir anonim şirket.
Hisse dağılımına baktığınızda tablo daha da netleşiyor:
Türk Havacılık ve Uzay Sanayii A.Ş. %50,5;
TSKGV ve THK %3,3;
ve GE Aerospace %46,2. Bu hisse dağılımı “gizli bir bilgi” değildir. www.tei.com.tr adresini kontrol ettiğimiz zaman bu hisse dağılımı açık bir şekilde görebiliyoruz.(https://www.tei.com.tr/kurumsal/hakkimizda)
Yani Eylül ayında KAAN motorlarını teslim edecek olan General Electric, aynı zamanda TEI’nin neredeyse yarısına sahip bir ortak. Bu noktada şu soruyu sormamak mümkün değil:
GE Aerospace kim, General Electric nerede başlıyor, nerede bitiyor?
GE Aerospace, 1919’da kurulmuş, bugün merkezi ABD’nin Ohio eyaletinde bulunan ve dünyanın en büyük uçak motoru üreticilerinden biri. Sahip olduğu patent sayısı ve üretim hacmiyle bu alanda küresel bir güce sahip olduğunu söylemek abartı olmaz.
Aynı zamanda TEI benzeri birçok şirketle ortaklık yapıyor.
Ve kritik bilgi: GE Aerospace, General Electric’in yasal halefidir.
Peki General Electric neden “halef” kavramıyla anılıyor?
2021 yılında General Electric Company, şirket yapısını halka açık şirketler olan üç şirkete böleceğini açıkladı:
GE Vernova, GE HealthCare ve GE Aerospace.
2024’te tamamlanan bu bölünme sonrası, havacılık ve motor teknolojilerinin tüm hukuki ve teknik mirası GE Aerospace’e geçti.
Enerji GE Vernova’da, sağlık GE HealthCare’de; ama uçak motoru, patent, know-how ve lisans meselesi GE Aerospace’te toplandı.
İsimler değişti, tabelalar ayrıldı; fakat kullanılan teknolojilerin, lisansların ve fikrî mülkiyetin kökü aynı yerde kaldı. Tabii ki tahmin edeceğiniz gibi bu sektörlerdeki çalışmaların çoğunun lisansları General Electric Company firmasına ait. Bilinen malzemeleri farklı şekillerde bir araya getirseler de, yine aynı ürünü ürettikten sonra lisans sahibine ödeme yapmak gerekmektedir. Tıpkı GE Aerospace’de olduğu gibi.
Yani bugün farklı şirket adları görüyor olabiliriz, ancak gerçek değişmedi:
Bunların tamamı General Electric Company’nin devamı.
Ve şimdi zincirin en başına dönelim.
General Electric Company, 1892 yılında kuruldu.
Kurucuları arasında sıradan isimler yoktu: Charles A. Coffin, Henry L. Higginson, J.P. Morgan ve Thomas Edison.
Evet, ampulün mucidi olan Thomas Edison, bugün KAAN’ın motor tedarik zincirinin merkezinde duran bu yapının kurucu babasıdır.
Dolayısıyla mesele bir mecaz değil, romantik bir benzetme hiç değil.
KAAN gökyüzüne her çıktığında, o motorun arkasında 130 yıllık bir endüstriyel aklın izi var.
Ampul bazen bir icattır, bazen bir sembol.
Thomas Edison’un ampulüyle başlayan hikâye,
bugün bambaşka alanlarda karşımıza çıkıyorsa,
belki de ampul sadece ışık vermiyordur; yön de gösteriyordur…