ÖNEMLİ BİR DEĞER
CHP 17., 18., 19. ve 20. dönemlerde Mersin Milletvekili, SHP Genel Sekreterliği, 49., 50. ve 52. Hükûmetlerde Kültür Bakanlığı yaptı. Cumhurbaşkanına hakaret ve birçok davadan yargılandı. Kemal Kılıçdaroğlu tarafından CHP’den ihraç edilmek istenmişti ama hiçbir siyasi partide olmayan farklı bir kınama cezası almıştı. Sol mücadele ve CHP içinde önemli bir değer olan Fikri Sağlar, Çukurova Metropol yazarı Murat Yıldız’a konuştu.

KIYAMET SENARYOSU
12 Eylül cuntası sonrasında TBMM’ye taşıdığı faili meçhul cinayetlerle, 1989’da hazırlanan SHP’nin Kürt Raporu’nu hazırlayan isimlerden biri olarak Türkiye’nin tanıdığı bir isimdi ve CHP’nin sol bir çizgide olmasını savundu yaşamı boyunca. Fikri Sağlar ile mutlak butlan yönetimince öne sürülen devlet aklı, SHP’nin Kürt Raporu, CHP lideri Özgür Özel’in “Kıyamet Senaryosu” dediği yeni parti oluşumu ve farklı konu başlıklarını konuştuk.

KARALAR,TEKİN VE AYDAR İÇİN NE DEDİ?
Fikri Sağlar röportajında öne çıkan başlıklar ise Kemal Kılıçdaroğlu’nun iktidara desteğinin takdiri karşısında kayyım olarak atanması ve diyet ödenmesi, Bülent Kuşoğlu’nun “devlet aklı” açıklamasının ne olduğu İBB davası ile Özgür Özel’in genel başkan değil lider olması, Zeydan Karalar, Oya Tekin ve Kadir Aydar mesajı, kıyamet senaryosu durumunda yol haritası ve CHP’nin içine düşeceği durum…

Gazeteci Murat Yıldız sordu, Fikri Sağlar yanıtladı. İşte Fikri Sağlar röportajı:
- Butlan yönetiminin CHP Genel Başkan Yardımcısı Bülent Kuşoğlu, “Bu görev devlet aklınca verildi.” diyor. 1992’de CHP ikinci kez kurulduğunda ve 1995’te SHP-CHP birleştiğinde derin devlet aklı mı söz konusuydu? Bülent Kuşoğlu’nun açıklamalarıyla ilgili bir değerlendirme yapar mısınız?
Kuşça bir değerlendirme diye düşünüyorum. Kuş aklı bile Kuşoğlu’nun söylediklerinden çok fazlasını yapar. Hiç olmazsa yaşamanın yollarını çok iyi bilir kuşlar. Devlet aklı diyerek Cumhuriyetin en önemli kurumlarından biri olan Atatürk’ün “İki büyük eserim var; birisi Türkiye Cumhuriyeti, birisi Cumhuriyet Halk Partisi.” dediği kurumu devlet aklıyla Kemal Kılıçdaroğlu gibi ve onun şürekasına teslim edilmesi mümkün olamaz, devletin böyle bir aklı yoktur. Devletin aklı, var olan kurumları, özellikle cumhuriyetin temel ilkelerine sahip çıkan, çok partili parlamenter demokratik sistemi kabul eden, laik, demokratik, sosyal hukuk devletini var edilmesini en önemli ilke olarak kabul eden bir kuruma, üstelik de seçimlerde YSK’nın mazbata vermiş olmasına rağmen bir mahkeme kararıyla birisini ataması, yani mutlak butlan diyerek uydurulan yasa maddesiyle işgal edilmesi kabul edilecek bir durum değildir. Buna devlet aklı olarak söylemek de daha büyük bir akılsızlıktır.

O konuda CHP’nin mevzubahis olan kurultayı sonrasında dört kurultayı yapan ve son kurultayı delege seçimlerinden başlayarak Siyasi Partiler Kanunu’nun emrettiği bütün koşulları yerine getirerek yapılmış olan bir kurultaydır. O kurultayda da Özgür Özel seçilmiştir. Seçilmiş bir genel başkandır ve Yüksek Seçim Kurulu (YSK) mazbatasını da vermiştir. Anayasa’ya göre YSK bir mahkemedir ve verdiği kararı hiçbir kurul, merci bozamaz. YSK mazbatayı vermiş. Buna rağmen bir yerel mahkeme mutlak butlan diyerek üç-beş kişinin, çok da değil üç-beş kişi, aynı İBB davasında olduğu gibi “Duydum, dinledim, öyle söylediler.” diyerek gizli tanıkların verdiği ifadelere benzer ifadeleri verip hiçbir delil göstermeden bir karar verilmiş olması tamamen bugünkü iktidarın koltukta kalmasına yönelik bir harekettir. Bunu iyi görmek lazım. Devletin aklı, laik, demokratik, sosyal hukuk devletinin aklı böyle bir şeye ermez. Bugünkü iktidar son 23 yıl içinde Türkiye’yi hukuk devleti olmaktan çıkardığı için her şey yapılabilir. Devlet aklından daha ziyade ucube sistemden söz etmek lazım.
16 Nisan 2017’de hileli bir referandumla, uluslararası kuruluş olan AGİT’in de bunu rapor hâline getirdiği ve hepimizin de kabul ettiği ama Kemal Kılıçdaroğlu’nun meşruiyet kazandırdığı, dolayısıyla Recep Tayyip Erdoğan’ın ayakta kalabilmesi ve Türkiye’nin rejiminin değiştirilmesi doğrultusundaki destek verişi sonrasında butlan olayı söylenerek CHP’nin başına kayyım olarak atanması bir takdirdir. Yani edilen bir takdirin sonucunun neticesidir. İktidar Kılıçdaroğlu’nu takdir etmiştir yaptığı tüm desteklerden dolayı. 13 yıl boyunca CHP Genel Başkanı olarak hiçbir seçimi kazanmayan, meydanlara çıkmayan, CHP’nin ilkelerini korumayan, salonlarda siyaset yapmaya çalışan ve asıl önemlisi CHP’nin, cumhuriyetin temel ilkelerini taşıyan sosyal demokrasinin evrensel değerlerine sahip çıkan genlerini değiştirmeye çalışmıştır. Recep Tayyip Erdoğan’ın AKP’si Türkiye Cumhuriyeti’nin bütün kazanımlarını, dünyada saygın olan yerinden alınmasına neden olan bir ucube rejime geçmesini sağlamıştır. Burada Kılıçdaroğlu’nun katkısı çok fazladır. Onun için Kılıçdaroğlu’na diyet ödüyorlar.
- SHP, Türkiye’nin Kürt sorunu konusundaki en kapsayıcı raporunu hazırlayan parti olarak tarihe geçti. Bugünlerde “terörsüz Türkiye” olarak adlandırılan sürecin yöntemi ve kapsayıcılığına baktığınızda SHP’nin hazırladığı rapor bize neyi anlatıyor? İktidar, çözüm konusunda samimi mi?
Samimi değiller. Üçüncü kez olan bir şey, demokratik açılım diye ortaya koydukları. Bu defa milliyetçi olduğunu söyleyen, milliyetçi bir genel başkan olan Devlet Bahçeli’nin sözleriyle hız kazandı, bugüne geldi. Nasıl bir yasa çıkacak bilmiyoruz. Biz 1989 Kürt Raporu’nda çözüm yollarını çok açık şekilde ortaya koymuştuk. O kadar açık ortaya koyduk ki Genelkurmay Başkanlığı SHP’yi şikâyet etmişti. İktidar ortağı olduğumuzda da o açılımı, ciddi şekilde hazırladığımız, benim de içinde bulunduğum Kürt Raporu’nun adımlarını gerçekleştirmeye çalıştık. Mem û Zîn filmi, Kürtçenin sokaklarda konuşulması, Kürtçe gazetelerin çıkarılması gibi. Eskiden Kürtçe kaset dinleyemezdiniz. Bunların hepsi o dönemde yapıldı.
Bugün yapılanın ne olduğunu kimse bilmiyor. Aslında AKP de bilmiyor. Samimi olmadıkları için ne yaptıklarının farkında olmadıklarını düşünüyorum. İki sene geçti. DEM Parti “Yeter artık, ne yapacaksanız yapın.” diyor. Ve her şey Meclis’ten, halktan saklanarak yapılıyor. Umarım ve dilerim ki bu ay içinde somut adım atılır. Kürt sorununun çözümünü samimi olarak isteyen Selahattin Demirtaş, “Silah bırakıldı, demokratik yollardan barışı oluşturmaya çalıştık.” diyor ve 8 yıldır hapiste. Nedeni de Kemal Kılıçdaroğlu eliyle dokunulmazlıkların kaldırılmasıyla ilgili. Asıl Demirtaş’ın düşüncelerinden korktukları için içeride tutuyorlar.
Erdoğan ve Bahçeli. “Biz şimdi terörsüz Türkiye yaratmak için bazı haklar vereceğiz.” diyor. Kürtlerin kültürünü, dilini, gelecekteki beklentilerini ortaya koymayan bir laf çorbası yapılıyor. Önce iki kez olduğunda dışlayıcı politika uyguladı. Sonuçları ülkemiz adına acı oldu. Umutla bekliyorum. İnşallah bu defa olur. Barış her şeye rağmen atılması gereken adımdır. Barış olmadan hayat olmaz, yaşamın güzellikleri ortaya konulamaz.
- Kemal Kılıçdaroğlu genel başkanlığındaki CHP, olası bölünme ya da kıyamet senaryosu durumunda hangi duruma düşer? Özgür Özel ve yol arkadaşları kıyamet senaryoları kapsamında bir parti kurarsa başarılı olur mu?
CHP durduğu sürece yeni partinin başarı olasılığı çok fazla değil. Bunları deneyen, yaşayan Güven Partisi’nden bu yana tarihi bilen, yaşayan biriyim. CHP adı ve temsil kabiliyeti son derece önemli. CHP’nin bölünmesi ve iktidar olmasının engellenmesini istiyor bugünkü iktidar.
Ben Sayın Özgür Özel ile Diyarbakır’a gitmeden önce en son konuşmamızda şunu söyledim: “Sonuna kadar biz sonuna kadar mücadele etmeliyiz, CHP içinde kalmak üzere. Onlar mutlak butlan adıyla iktidarın oyunuyla işgal ettiler partiyi ama partinin lideri sizsiniz. Genel Başkanı değil, lideri sizsiniz. Mücadeleyi CHP içinde sürdürmeliyiz.’’
Bizim hepimizi bu partiden atarlar, hatta partinin kurucusu olan halkımızı, emekçi halkımızı da bu partide yok sayacak, atacak şekilde bir anlayışı sergilerler ise o zaman yeni bir parti kurulur. Bu arada bir baskın seçim yapabilirler, dolayısıyla ona göre de bir hazırlık içinde olmak gerekir. Hemen seçime girebilecek bir siyasi parti ile de dirsek temasında olmak gerekir.”
Özgür Özel gerçekten CHP’nin genel başkanı değil, lideri oldu. 13 yıldır Kemal Kılıçdaroğlu’nun yapmadığını yapıyor. Kılıçdaroğlu’nun yanlış yaptığını söylediğimiz için beni partiden ihraç etmek istediğini hatırlarsınız. Ona da gücü yetmedi. Kınama cezası verdiler. Kınama cezası bütün siyasi partilerde olmayan bir şekilde CHP’de son derece hak ihlaline neden olur. Kınama cezası alan bulunduğu görevlerinden istifa eder, bir yıl boyunca da hiçbir yere aday olamaz. Bu sadece demokrasiden yana olduğunu söyleyen CHP’de vardır. Bu da Kılıçdaroğlu döneminde tüzük değişikliğine konulmuştur. Başka hiçbir siyasi partide böyle bir şey yoktur. Çünkü evrensel hukukun temel felsefesi siyasi partilerde, derneklerde iki türlü suç vardır. Bir ayıplama denir. Laf söylersiniz, yanlış yaparsınız. Karşılığında ya ihtar ya da kınama cezası alırsınız. İhtar sözlü, kınama yazılı yapılır. Ama hak kaybınız olmaz. Hak kaybı geçici ya da kesin ihraç olur, bunu da yargıya götürürsünüz.
Bizde tüzükte hak kaybı var. Üç kez Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı CHP’ye ihtar çekmiş. “Tüzüğün bu maddesinde yanlış var, bu maddeyi değiştirin.” diye ama değiştirmemişler. Kemal Kılıçdaroğlu orada tutmuş onu. Rahmetli Deniz Baykal’a söyledim bunu. “Ben yapmadım onu.” dedi. “Biliyorum, siz yapmadınız, Kemal Kılıçdaroğlu yaptı bunu.” demiştim. “O, böyle şey olmaz.” demişti.
İktidarın istediği partinin bölünmesi. Görüyorsunuz her gittiği yerde CHP’nin lideri olarak görülen Özgür Özel’in etrafında milyonlar birleşiyor. Çünkü partinin mensupları mağduriyet içinde. İBB dosyası yalanlarla oluşturulmuş bir dosya. Çok başarılı bir belediye başkanı Ekrem İmamoğlu ve diğer belediye başkanları. CHP’nin 27 belediye başkanı tutuklandı. Bizim Silifke Belediye Başkanı da dahil. Siz de Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar, Seyhan Belediye Başkanı Oya Tekin ve Ceyhan Belediye Başkanı Kadir Aydar olayını yaşadınız. Hâlâ da sizlerin seçtikleri insanlar iş başında değil. Neden? Çünkü başarılı oldukları için. Halka dokunuyorlar, halkı kucaklıyorlar. Halk da onlardan ayrılmıyor, kararlı bir şekilde arkalarında kapı gibi duruyor. Halk, CHP sadece yerelde değil, genel iktidarda da olsun istiyor. Bunu gören ve koltuktan kalkmak istemeyen koltuk meraklıları, cumhuriyete ihanet içinde olanlarla iş birliğiyle CHP’yi bölmek istiyorlar. Bunda başarılı olamazlar.
Kayadan yel parça koparmaz ama tozlarını siler. Yargıtay ayın 20’sine kadar mutlak butlanla ilgili bir karar verecektir. Karara göre CHP yoluna bakacaktır.
- Özgür Özel ve arkadaşları yeni parti kurar ve deneyimlerinizden yararlanmak isterlerse bunu kabul eder misiniz?
CHP’nin temel taşları olan insanlar yeni kurulacak yeni parti içinde yer almalıdır ki bu yeni kurulan partinin CHP’nin devamı olduğunu görsünler. SHP’de biz bunu yaşadık. SHP’nin çok başarılı olması, beş sene içinde yerelde iktidar, genelde iktidar ortağı olmasının nedeni CHP’nin simge ismi olan Erdal İnönü, yani İnönü adının ve eski CHP’liler ile 68 ve 78 kuşağı devrimcilerinin o parti içinde yer almasından kaynaklandı.
Burada konu yaş değil. Ben de rahmetli Cüneyt Canver de çok gençtik. Bizler Mersin, Adana gibi yerlerde üçer milletvekili çıkararak geldik bu anlayışla. Sonra ben genel sekreter olduktan sonra bu anlayış, partinin örgütü, devrimci anlayışı, ilkeleri ve CHP’nin temel ilkelerini, sosyal demokrasinin evrensel kurallarını özümseyen insanlardan oluşan bir örgüt kurdu. Ve bu örgüt bilinçli bir örgüt olarak 1989’da yerelde, 1991’de genel iktidar ortağı oldu. Beş yılda nereden nereye geldi. Böyle bir anlayışla yeni parti oluşturulursa o farklı bir yere gelir ve Kılıçdaroğlu’na teslim edilen CHP yüzde birde, ikide kalır.





