Cumhuriyet, bu topraklarda yalnızca bir yönetim değişikliği değil, özellikle kadınlar için yeni bir hayatın başlangıcıydı. Mustafa Kemal Atatürk’ün öncülüğünde gerçekleştirilen devrimlerle kadınlar eğitimde, iş hayatında ve siyasette daha güçlü bir yer edinme fırsatı buldu. Bir zamanlar hayal bile edilemeyen haklar, Cumhuriyet’in ışığında gerçeğe dönüştü.

Bugün bir kız çocuğunun özgürce eğitim alabilmesi, bir kadının meslek sahibi olması ve kendi geleceğine yön verebilmesi, geçmişte verilen büyük mücadelelerin sonucudur. 1934’te kadınlara milletvekili seçme ve seçilme hakkının tanınması, bu mücadelenin en önemli dönüm noktalarından biriydi. Bugün sahip olduğumuz hakların ardında, cesaretle atılmış adımlar ve büyük fedakârlıklar var.

Elbette kadınların önünde hâlâ aşılması gereken engeller bulunuyor. Ancak Cumhuriyet’in bize kazandırdığı en büyük değerlerden biri, eşitlik mücadelesini sürdürme gücüdür. Kadınların güçlenmesi yalnızca kadınların değil, bütün toplumun geleceğini aydınlatır. Çünkü bir ülkenin gelişmesi, kadınlarının ne kadar özgür ve güçlü olduğuyla da yakından ilişkilidir.

29 Ekim’i kutlarken yalnızca geçmişin zaferlerini değil, geleceğe karşı sorumluluğumuzu da hatırlamalıyız. Bizden önce mücadele eden kadınların emanetini korumak, kız çocuklarına daha özgür bir dünya bırakmak hepimizin görevidir. Cumhuriyet, bize bırakılan bir miras; onu daha güçlü yarınlara taşımak ise gelecek nesillere borcumuzdur.

Sağlıcakla kalın. Haftaya görüşmek üzere...