Seyhan Belediyesi’ne ait Selman-ı Park Kültür Merkezi’nde
gerçekleştirilen etkinlikte, sivil toplumun gücü, kadim Mardin kültürü ve birlik beraberlik vurgusu ön plana çıktı.
Adana Mardinliler Dayanışma ve Sosyal Yardımlaşma Derneği (MAR-DAD), kent protokolü, sivil toplum kuruluşu
temsilcileri ve çok sayıda vatandaşın katılımıyla Terörsüz Türkiye Birlik ve Beraberlik Platformu panelini
düzenledi. Seyhan Selman-ı Park’ta düzenlenen panelde; eski Devlet Bakanı Masum Türker, Mersin Üniversitesi
İlahiyat Fakültesi Dekan Yardımcısı Doç. Dr. M. Zeki Uyanık ve Türkiye-Irak Dostluk Derneği Eski Başkanı
Mehmet Emin Değer konuşmacı olarak yer aldı.

HALİL ARSLAN: SÖZ KONUSU VATANSA TÜM GÖVDEMİZLE TAŞIN ALTINDAYIZ
Programın açılış konuşmasını yapan MAR-DAD Yönetim Kurulu Başkanı Halil Arslan, Terörsüz Türkiye’ye, Birlik
ve Beraberliğin önemine vurgu yaptı. Türkiyenin huzurlu yarınlara duyduğu umudu paylaşmak için bir arada
olduklarına değinen Arslan, “Burada yalnızca bir toplantı yapmak için değil, ortak geleceğimize dair inancımızı,
kardeşliğimize olan bağlılığımızı ve Türkiyenin huzurlu yarınlarına duyduğumuz umudu paylaşmak için bir
aradayız. Çünkü hepimizin ortak bir amacı var. Bu ülkede kalıcı, barışı, huzuru ve kardeşliği tesis etmek, 86
milyon insanımızın birlik ve beraberlik içinde güvenle yaşayacağı, aydınlık bir geleceği hep birlikte inşa etmek,
bu ülkenin fertleri olarak söz konusu Türkiyenin huzuru, milletimizin birliği ve devletimizin bekası olduğunda
elimizi değil, bütün gövdemizi taşın altına koymaya hazırız” dedi.

TERÖRSÜZ TÜRKİYE SÜRECİ ÜLKEMİZE YENİ BİR KAPI ARALAMIŞTIR
‘Terörsüz Türkiye’ sürecinin önemine vurgu yapan MAR-DAD Yönetim Kurulu Başkanı Halil Arslan, “Dün olduğu
gibi bugün de bu anlayışla çalışıyor. Yarın da aynı kararlılıkla çalışmaya devam edeceğiz. Ekim 2024te Milliyetçi
Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçelinin çağrısı ve Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip
Erdoğanın desteğiyle başlayan ‘Terörsüz Türkiye’ süreci, ülkemizin geleceği adına yeni bir kapı aralamıştır.
Biz inanıyoruz ki; bu kapı kardeşliğe, huzura ve ortak geleceğe açılacaktır. Çünkü bu coğrafyanın da Türkiyenin
de kardeşliğe ihtiyacı var. Binlerce yıldır aynı topraklarda yaşıyor, aynı havayı soluyor, aynı sevinçleri ve acıları
paylaşıyoruz. Bizi birbirimizden ayırmaya çalışanlara karşı en büyük gücümüz birbirimize olan bağımızdır”
sözlerine yer verdi.

Sınırların hemen ötesinde yaşanan çatışmalara ve Ortadoğu’daki istikrarsızlığa dikkat çeken Arslan, Türkiye’nin
bu ateş çemberinden etkilenmemesinin yolunun toplumsal kenetlenmeden geçtiğini vurguladı.
MARDİN, FARKLILIKLARIN AYRIŞMA DEĞİL ZENGİNLİK SEBEBİ OLDUĞUNUN KANITIDIR
Mardin’in çok kültürlü, çok dilli ve çok dinli yapısının tüm Türkiye ve dünya için bir arada yaşama modeli teşkil
ettiğini söyleyen Halil Arslan, bu iklimi tüm ülkeye yaymak istediklerine değinerek şu sözlere yer verdi;
“Unutmayalım ki birlikte yaşamak bizim tercihimizden öte, ortak tarihimizin ve geleceğimizin bize yüklediği bir
sorumluluktur. Etrafımızdaki gelişmelere bir bakalım bölgemizde yaşanan savaşlar, çatışmalar ve gerilimler
hepimizin gözü önünde Ortadoğu, kan ve gözyaşıyla anılırken, bizim en büyük arzumuz bu ateş çemberinin
ülkemize sıçramaması, anaların ağlamaması, çocukların korkuyla büyümemesi ve hiçbir ocağa ateş
düşmemesidir.

Bunun yolu da güçlü bir Türkiyeden geçiyor. Ancak güçlü Türkiye, yalnızca ekonomik ve siyasi gücüyle değil,
insanların birbirine güvendiği, farklılarını zenginlik olarak gördüğü, her vatandaşının kendisini bu ülkenin eşit ve
kıymetli bir parçası hissettiği bir Türkiye ile mümkündür.”

BÖYLE BİR GELECEĞİN İNŞASINDA HEPİMİZE SORUMLULUK DÜŞÜYOR
Ülkenin terör gölgesinden kurtularak huzur ve güvenin hakim olduğu bir geleceğe ulaşmasının tek temennileri
olduğunu belirten Arslan, sivil toplum kuruluşları olarak bu sürece katkı sunmak istediklerini ‘Terörsüz, Türkiye
Birlik ve Beraberlik Platformu’ etkinliği düzenlediklerini ifade etti.
Mardin’in taş evleri, tarihi ve kültürel zenginliklerinin yanında asıl önemli olan dillerin ve dinlerin buluştuğu,
farklılıkların bir arada yaşama kültürüne dönüştüğü, sevginin ve kardeşliğin yüzyıllardır hayat bulduğu kadim bir
şehir olduğunu dile getiren Arslan, “Mardin farklılıkların ayrışma sebebi değil, ortak hayatın zenginliği
olabileceğini gösteren en güzel örneklerden biridir. Biz bu birlikteliği yalnızca yaşadık, yaşattık ve gelecek
nesillere aktardık. Mardin’de, Türklerle, Kürtler ve Araplar, Alevilerle Suniler ve Süryaniler aynı coğrafyada aynı
hayatın içinde kardeşçe yaşamayı başardılar.
Şimdi istiyoruz ki bu kardeşlik iklimi, yalnızca Mardinde değil, ülkemizin dört bir yanında ve bütün
coğrafyamızda güçlensin. Bunun için çalışıyoruz. Bunun için bir aradayız ve bundan sonra da aynı inançla
çalışmaya devam edeceğiz. Çünkü bizim anlayışımızda kardeşlik, yalnızca güzel günlerde hatırlanan bir söz
değildir. Kardeşlik zor zamanlarda birbirinin yanında durmak, acıyı paylaşmak, sevinci çoğaltmak ve geleceğe
birlikte yürümektir. Çocuklarımıza daha huzurlu bir ülke bırakmak hepimizin sorumluluğudur.
Bizim hayalimiz terörün değil huzurun, ayrılığın değil kardeşliğin, gözyaşının değil umudun konuşulduğu bir
Türkiyedir. Ve inanıyoruz ki bu hedefe birbirinize güvenerek, birbirimizi anlayarak ve ortak geleceğimize sahip
çıkarak ulaşabiliriz” dedi.
Bu anlamlı buluşmaya katılan tüm konuklara gönülden teşekkürlerini sunan Arslan, “ İnanıyorum ki yapacakları
değerlendirmeler, ortaya koyacakları fikirler ve paylaşacakları tecrübeler hepimiz için yol gösterici olacaktır.
Yaşasın kardeşliğimiz. Yaşasın birlik ve beraberliğimiz. Yaşasın her rengiyle ve her sesiyle, her insanıyla büyük
Türkiye” diyerek konuşmasını sonlandırdı.
DOĞUDA HUZUR İKLİMİ EKONOMİYİ ŞAHLANDIRDI: BİRLİKTE RAHMET, AYRILIKTA AZAP VARDIR
Mersin Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekan Yardımcısı Doç. Dr. M. Zeki Uyanık, Türkiyenin terörden
arınmasının ardından bölgede yaşanan ekonomik ve sosyal dönüşümüne vurgu yaptı. Doç. Dr. M. Zeki Uyanık,
Para güven ve huzur ister. Bugün Mardin ve Midyat milyonlarca turisti ağırlıyorsa, bu huzurun ve kardeşliğin
ekonomiye olan doğrudan yansımasıdır dedi.
Doç. Dr. Mehmet Zeki Uyanık, Türkiye’nin son yıllarda yakaladığı iç barış istikrarının toplumsal refaha ve bölge
ekonomisine olan katkılarını çarpıcı örneklerle açıklarken, birlik ve beraberliğin sadece coğrafi bir birliktelik
değil, ortak ahlaki değerlerde buluşma iradesi olduğunu vurguladı.
Sosyolojik açıdan insanın tek başına yaşayabilen bir varlık olmadığını ve toplumsal hayatın karşılıklı güven
esasına dayandığını belirten Doç. Dr. Uyanık, farklılıkların bir zenginlik olduğuna dikkat çekti.
Uyanık, “Birlik beraberlik, yalnızca aynı coğrafyada yaşamak veya aynı dili konuşmak veya aynı değerlere sahip
olmak değildir. Aslında birlik veya beraberlik, farklı düşüncelere, farklı karakterlere ve farklı toplumsal
konumlara sahip olmakla birlikte ortak insani ve ahlaki değerler etrafında buluşabilmektir. Tıpkı Türkiye gibi ve
Türkiye'de yaşayan insanların farklı inançlara, farklı kültürlere, farklı ırklara sahip olmalarına rağmen ortak
değerde buluşabilmesi gibi.
Toplumda da barışın, birlik ve beraberliğin hakim olabilmesi için mutlaka herkesin hak ve hukukuna saygı
duyulması gerektiğinin altını çizen Doç. Dr. Uyanık, İslam’da da barış ve kardeşliği Kur’an-ı Kerim’den ayetlerle
anlattı. Uyanık, “Hep birlikte Allahın ipine sımsıkı sarılın; bölünüp parçalanmayın.”(Âl-i İmrân, 3/103). Bu ayet,
birlik ve beraberliğin dinî ve ahlaki temelini ortaya koymaktadır. Ayetteki birlik çağrısı, bireylerin kişisel
farklılıklarını bütünüyle terk etmelerini değil, ayrışmaya ve düşmanlığa engel olmaktır.
“Müminler ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin.”(el-Hucurât, 49/10) Buradan hareketle
şu temel ilkeyi ifade edebiliriz: Birlik, sadece aynı safta durmak değil; aynı zamanda birbirinin hukukunu
koruyabilmektir. Sözlerimi şu anlamlı ifadeyle bitirmek istiyorum: “Birlikte rahmet, ayrılıkta azap vardır.”
“Sulhta daima hayır vardır.” (Nisa, 4/128.)” dedi.
Türkiye-Irak Dostluk Derneği Eski Başkanı Mehmet Emin Değer de Terörsüz Türkiye konusunda MHP’nin verdiği
desteğin önemine değindi. Değer, “Dolayısıyla Mardinimizi hepimiz seviyoruz. Her zaman iftiharla Mardinli
olduğumu her yerde savunarak söylemişimdir. MHPnin Terörsüz Türkiye konusuna el atmış olması çözüm
noktasında önemli bir fırsattır. Önemli bir konudur. O açıdan onlara da teşekkür ediyorum. Bu noktaya gelmiş
olmaları çok önemli bir hadisedir.” Dedi.
MARDİNLİLER BİR ARADA YAŞAMA KÜLTÜRÜYLE TERÖRSÜZ TÜRKİYE PROJESİNİN ÖNCÜSÜ OLACAK
Eski Devlet Bakanı Masum Türker, Mardin’in yüzyıllara dayanan çok kültürlü yapısını sosyal sermaye olarak
tanımladı. Türker, Birleşmiş Milletler henüz kurulmadan önce Mardinde barışçıl bir ortak yaşam modelinin inşa
edildiğini, bunun da tüm dünyaya örnek teşkil ettiğini dile getirdi. Dünya savaşlarından da örnekler vererek
Mardin’deki kardeşlik kültürünü anlatan eski Bakan Türker, dedelerinin aynı inançlara sahip olmadığı halde,
hayatlarını ortaya koyarak komşularının yaşam hakkını savunduğunu dile getirdi. Böyle bir kadim kültüre sahip
olan Mardin’de yüzyıllardır Kürt, Arap, Süryani ve Türkmenlerin hiç bir sorun yaşamadan, kendi değerlerini
koruyarak nifaktan uzat, kardeşlik hukuku içinde yaşadığını belirten Türker, kent halkını Terörsüz Türkiye
projesine en güçlü şekilde sahip çıkmaya çağırdı.
Eski Devlet Bakanı Masum Türker, Mardinlilere ait sivil toplum kuruluşlarının gelecek kuşakları da kapsayacak
şekilde büyümesi gerektiğini vurgulayarak, kentin tarihsel bir arada yaşama tecrübesinin Türkiye’nin toplumsal
barışına rehberlik edecek güçte olduğunu söyledi. Türker, konuklara çağrıda bulunarak, “Mardin kültürünü
çocuklarınıza anlatın, öğretin. Mardinli olmak bir ayrıcalıktır” dedi.
BİRLEŞMİŞ MİLLETLER KURULMADAN ÖNCE BİZ MARDİNDE BUNU BAŞARMIŞTIK
Konuşmasında Mardin’in tarihsel derinliğine ve kozmopolit yapısının getirdiği hoşgörü iklimine dikkat çeken
Masum Türker, modern dünyanın barış için geliştirdiği kurumların çok daha öncesinde Mardin halkının bu
kültürü özümsediğini ifade etti. Türker, şu değerlendirmelerde bulundu:
Neden ne farkımız var diye soruyoruz? Diğer insanlardan farkımız; biz daha Birleşmiş Milletler kurulmadan
önce, sanki Birleşmiş Milletler kurulmuş gibi beraber yaşamaya alıştık. Bizim dedelerimiz Birinci Dünya
Savaşında hep birlikte ülkemizi savunduk. Dedelerimiz, Süryanilere kimse gelip katliam yapmasın diye aileler
sırayla bir gün nöbet tutmuşlardı. Kürt, Süryani, Türk, Arap gibi bir ayrım- gayrım yok ve dikkat edin. Hepiniz
Mardinlisiniz.
MARDİNDE ETNİK TEMELLİ KAN DAVASI YOKTUR
Mardin’de farklı etnik kökenlere sahip gruplar arasında hiçbir zaman etnik köken odaklı bir husumet
yaşanmadığının altını çizen eski Bakan Türker, toplumun kendi iç dinamikleriyle huzuru koruduğunu belirtti.
Kentte herkesin kendi işine ve aşına odaklandığını söyleyen Türker, Mardinde bir Kürdün bir Arap ile bir kan
davası yoktur. Türkmenin bir Kürt ile kan davası yoktur. Herkesin davası kendi işiyledir. Çünkü birlikte öyle
yaşamaya alışmışız ve bazı gençler bilmeden birine kavga ederken o saatte babaları devreye giriyor ve kavga
sona eriyor diyerek geleneksel arabuluculuk mekanizmalarının ve aile büyüklerinin toplumsal barıştaki rolüne
vurgu yaptı.
SOSYAL SERMAYEMİZİ GELECEK KUŞAKLARA AKTARMALIYIZ
Mardinlilerin sahip olduğu bu muazzam kültürel birikimi ve beşeri ilişkileri sosyal sermaye olarak tanımlayan
Türker, sivil toplum kuruluşlarına ve derneklere bu sermayeyi doğru yönetme konusunda büyük görevler
düştüğünü hatırlattı. Paylaşmanın ve yardımlaşmanın nifak tohumlarını kurutacağını belirten Türker, sözlerini
şöyle sürdürdü:
Mardinli olan herkes sosyal sermayemizdir. Ben de onların sermayesiyim. Siz bu sosyal sermayenin aynı
zamanda nemalanmasından sorumlu insanlarsınız. Birbirini tanımayan kalabalıkları bir araya oluşturuyorsunuz
ve bir avantajınız var. Kullanmadığınız değeri de kullanın diye avantajınız bu. Hep paylaşmalıyız. Paylaşırsak
aramıza nifak girmez. İşte yardımlaşma ve beraberlik işiniz budur. Ne Kürdümüz ne arabamız ne Ezidimiz ne
Süryanimiz ne Türkmenimiz; hepimiz kardeşiz ve birbirimize muhtacız. Mardinliler olarak çok dernekler kuruldu.
Size de düşen görev, o gelecek kuşakları da bu işin içine sokmaktır. Gelecek kuşakları sokarsanız bugün MAR-
DAD önemli yerlere girer.
HEDEFİ BÜYÜK TUTAN ULAŞIR
Mardinlilerin her alanda vizyonlarını geniş tutması ve büyük idealler peşinde koşması gerektiğini belirten
Türker, Hedefinizi hep büyük tutun. Bütün Mardinlilere söylüyorum. Hedefi büyük tutarsanız o hedefinize
ulaşırsınız. O büyük hedef sonra kendiliğinden gelir gelmez kısmet işidir ama gelir. İşte bunun adı sosyal
sermayedir. Çevrenizi iyi kullanacaksınız, tasarruf edeceksiniz ve belli bir yere gideceksiniz dedi.
TERÖRSÜZ TÜRKİYE PROJESİNE EN ÇOK MARDİNLİLER SAHİP ÇIKMALI
Konuşmasının son bölümünde Türkiye’nin geleceği açısından kritik öneme sahip toplumsal projelere değinen
Masum Türker, geçmişte kardeş kavgasına prim vermeyen Mardin halkının, bugün de barış süreçlerinin en
büyük hamisi olması gerektiğini ifade etti. Geçmişte yaşanan gerilimlerin ve kavgaların dış kaynaklı olduğunu
belirten Türker, çağrısını şu sözlerle tamamladı:
Şimdi Terörsüz Türkiye projesine sahip çıkacağız. Buna da en çok kimin sahip çıkması lazım biliyor musunuz?
Mardinliler. Bir Mardinlinin bir Türkmenle kan davası var mı? Yok. Bizim aramızda hiç kavga olmamış. Kavga
başkalarının arasında olmuş ve bunu kimlerin yaptığını da biliyoruz. Onun için Terörsüz Türkiye projesi inşallah
gerçekleşir.
Etkinlik plaket takdiminin ardından aile fotoğrafının çekilmesiyle sona erdi. Bilgi ve birikimleriyle Terörsüz
Türkiye Birlik ve Beraberlik Platformuna katkı sunan katılımcılara plaket takdim edildi.




