Seller artık sadece yağmurun taşması değil; bir uyarının, hatta bir haykırışın adı gibi.

Doğa Ana sanki sessizliğini bozdu ve “beni daha ne kadar görmezden geleceksiniz?” diye soruyor.

Dere yataklarına kurulan evler, betonla boğulan toprak, nefes alamayan şehirler…

Sonra bir yağmur yağıyor ve biz buna “afet” diyoruz.

Oysa belki de bu, uzun süredir biriken bir cevabın dışavurumu.

Toprak suyu tutamaz hale gelmişken, ağaçlar bir bir kesilmişken, derelerin yönü değiştirilmişken doğanın sessiz kalmasını beklemek saflık değil mi? Seller, doğanın intikamı gibi algılansa da aslında bizim hoyratlığımızın aynası. Kendi ellerimizle bozduğumuz denge, yine kendi hayatlarımıza taşarak geri dönüyor.

Doğa düşman değil; ama sabrının da bir sınırı var.

Belki de bu seller, bizi durup düşünmeye çağıran sert ama gerekli tokatlar. Daha fazla beton mu, yoksa daha fazla bilinç mi?

Doğa ana bizden intikam almıyor; sadece yaptıklarımızın sonuçlarını önümüze koyuyor.

Ve hâlâ bir şansımız var: Onu dinlemek, onunla kavga etmek yerine onunla yaşamayı yeniden öğrenmek.

Sağlıcakla kalın .

Haftaya görüşmek üzere...