Yunus bir yiğit adamdır ki herkes gibi ona da ölüm ezelden takdir olunmuştur ve dahi yaratılanların tamamı gibi o da ölümlü olduğunu bilir.
Şiirlerinde sık sık dile getirdiği üzere bu dünya fanidir, yalandır, imtihandır ve dahi sürgün dür. GökTanrı kutlu insanları Uçmağ'ında konuk eyler; kutsuz insanları ise Tamu'da konuk eyler.
Bu hususta Yunus Baba fikrini şöyle beyan etmiştir:" Bu can sana baki kalmaz/ Oraya varan geri gelmez/Yunus, kim öldürür seni/ veren alır yine canı". Yunus diliyle, mal mülk ne denli çok olursa olsun yinede elden gider. Diyelim ki, " Berk yapuştun şol dünyaya, bırakıp gitmeyecek gibi/ ne çare," Günde birin gide durur, komşun sefer ede durur/ Ecel bir bir yuda durur, bu dünyaya mağrur nedir? Kişi diyebiliyorsa ki," Benim bunda kararım yok, ben burdan gitmeye geldim/ Bezirganım malım çok, alana satmaya geldim."
O halde şu kuralları akılda tutmak zorundadır her fani;" Ey dostunu düşman tutan, Gıybet yalan söz söyleme/ Burda gammazlık eyleyen, orda yeri dar oluptur." Biz Yunus değiliz ki sonuçta, Cennet cennet dedikleri birkaç köşk ile birkaç huri/ İsteyene ver onları bana Seni gerek Seni" diyebilelim de cennetten geçelim; Ölümsüzlüğü kendi anlayışı ile şöylece yorumlar Yunus Babamız, " Aşıklar öldü deyu sala verirler/ Ölen hayvan imiş Aşıklar ölmez."
Ne ölümden korkmak ayıp, ne de düşünmek ölümü.... Yiğitler için ölümden sonrası umulan, korkularından öndedir, Vesselam...