Okul zilleri yeniden çaldı. Sabahın erken saatlerinde sokaklarda telaşla yürüyen çocuklar, elinden tutulan minik öğrenciler, sırtında neredeyse kendisi kadar büyük çantasıyla okula yetişmeye çalışan çocuklar… Yazın o uzun ve biraz da dağınık günleri geride kaldı. Şimdi yeniden alarm sesleri, beslenme çantaları, unutulan suluklar, "Ödevini yaptın mı?" soruları ve sabahın hiç bitmeyen koşturmacası başladı. Aslında okul sadece çocukların değil, bütün evin düzenini değiştiren bir başlangıç.
Çocuklar içinse okulun ilk günleri bambaşka duygular taşıyor. Kimisi arkadaşlarını görmenin heyecanını yaşarken kimisi yeni sınıfına, yeni öğretmenine ya da yeni düzene alışmaya çalışıyor. Biz yetişkinler bazen onların omuzlarındaki çantaya bakıp sadece dersleri düşünüyoruz. Oysa o çantanın içinde biraz merak, biraz heyecan, biraz korku ve bolca "Acaba yapabilecek miyim?" duygusu da var. Belki de çocuklardan beklediğimiz başarıdan önce, onlara kendilerini güvende hissedecekleri bir alan vermemiz gerekiyor.
Bir de okul başlayınca evlerin dili değişiyor. Yaz boyunca "Hadi biraz daha uyu" diyen anne babalar, şimdi "Geç kalacaksın!" diye sesleniyor. Akşamları sofrada sınavlar, ödevler, öğretmenler ve arkadaşlıklar konuşuluyor. Çocuğun aldığı not kadar, okulda gününün nasıl geçtiğini anlatıp anlatmadığı da önemli aslında. Çünkü çocukluk yalnızca karne notlarından ibaret değil. Bir çocuğun arkadaşına yardım etmesi, korktuğu halde sınıfta söz alması, düştüğünde yeniden ayağa kalkması da en az bir sınavdan aldığı puan kadar değerli.
Bazen çocuklarımızı farkında olmadan birbirleriyle yarıştırıyoruz. "Bak, arkadaşın senden önce okudu", "O matematikten yüz almış", "Sen neden yapamıyorsun?" derken onların kendi hızlarını unutuyoruz. Oysa her çocuğun öğrenme zamanı farklı. Kimi hemen kavrıyor, kimi tekrar ederek öğreniyor, kimi ise önce kendine güvenmeyi öğrenmek zorunda kalıyor. Okulun amacı yalnızca iyi not alan çocuklar yetiştirmek olmamalı; merak eden, soru soran, hata yapmaktan korkmayan ve yeniden deneyebilen çocuklar yetiştirmek de eğitimin en önemli parçalarından biri olmalı.
Şimdi yeni bir eğitim yılının daha başındayız. Önümüzde aylarca sürecek dersler, ödevler, sınavlar, toplantılar ve elbette sayısız küçük hikâye var. Belki bu yıl çocuklarımızdan biraz daha az "başarılı" olmalarını, biraz daha fazla mutlu ve meraklı olmalarını istemeliyiz. Çünkü yıllar sonra çoğumuz hangi sınavdan kaç aldığımızı hatırlamayacağız. Ama okul yolunda birlikte yürüdüğümüz sabahları, beslenme çantasına konan küçük notları, arkadaşlarımızla ettiğimiz kahkahaları ve bizi cesaretlendiren bir öğretmenin sözünü hatırlayacağız. Okullar açıldı; şimdi çocukların sadece derslerini değil, hayatı da öğrenme zamanı.
Sağlıcakla kalın. Haftaya görüşmek üzere