Adanamızda dört mevsimi bir arada yaşamak mümkün; kışın soğuğu, baharın tazeliği, yazın sıcaklığı ve sonbaharın dinginliği hepsi birbirine karışıyor gibi. Ben ise yaz aşığı bir insan olarak, yaz mevsimini her şeyden ayrı bir sevgiyle karşılıyorum.

Güneşin yüzümüze değdiği o uzun günler, denizin ve yeşilin coşkusuyla birleşince insanın içi adeta kıpır kıpır oluyor.

Yağmur, çamur derken kış mevsimini geride bırakıyoruz. Adana’nın soğuk günleri, kimi zaman içimizi ürpertse de, aslında yeni başlangıçlara hazırlık gibi bir his bırakıyor.

Kışın ardından gelen bahar ise mis gibi çiçek kokuları ve serin sabahlarla insanın ruhunu yeniliyor, yazın habercisi oluyor adeta.

Mis gibi bahar aylarının ardından yaz ayına adım atarken, Adanalılar için bu mevsim özel bir heyecan taşıyor.

Sıcak havalar, insanlara tatil ve dinlenme zamanlarını hatırlatıyor; sokaklar, parklar ve kafeler bir başka hareketleniyor.

Adana’da yazı yaşamak, sadece sıcaklık değil; paylaşılan anılar, dost sohbetleri ve tatilin mutluluğuyla da ilgili bir deneyim oluyor.

Adana’da yazlar belki sıcak geçse de, insanımız bu mevsime her zaman bir sevinçle, heyecanla giriyor.

Deniz kenarındaki anlar, uzun akşam yürüyüşleri ve güneşin batışını izlemek, yazın bize verdiği küçük mutluluklardan sadece birkaçı.

Herkese güzel, keyifli ve unutulmaz bir yaz ayı diliyorum!

Sağlıcakla kalın.

Haftaya görüşmek üzere...